Yetim Çocukların Hesabını Kim Verecek?

Modern zamanların en ağır imtihanlarından biriyle karşı karşıyayız: sessizliğe mahkûm edilmiş on binlerce çocuğun dramı… İki yılı aşkın süredir devam eden saldırıların ardından, resmi verilere göre bile en az 40 bini aşkın çocuk yetim kaldı. UNICEF bu rakamları açıklıyor; fakat herkes biliyor ki bu sayılar gerçeğin yalnızca görünen yüzü. Sayılara sığmayan, istatistiklere yansımayan bir acı var: Her biri yarım kalmış hayatlar, bölünmüş aileler ve susturulmuş çocukluklar…

Yetimlik, sadece anne ve babayı kaybetmek değildir. Yetimlik; güven duygusunun, aidiyetin ve geleceğe dair umudun da yitirilmesidir. Bir çocuğun omuzlarına, kaldırması mümkün olmayan yükler bindirilmesidir. Bugün Gazze’de, Filistin’de ve çatışma bölgelerinde binlerce çocuk, hayatta kalma mücadelesi verirken aynı zamanda kardeşlerine ebeveyn olmaya çalışıyor. O küçücük eller, oyuncak tutması gerekirken sorumluluk taşıyor. Bu, yalnızca bir trajedi değil; insanlığın ortak vicdanında açılmış derin bir yaradır.

Daha da sarsıcı olan ise bu dramın karşısındaki küresel sessizliktir. Dünya, bu çocukların çığlıklarını duyuyor mu, yoksa duymamayı mı tercih ediyor? Uluslararası kurumlar, çocuk haklarını savunma iddiasında bulunurken, bu çocuklar neden korumasız bırakılıyor? Yoksa çocuk hakları, coğrafyaya ve kimliğe göre mi anlam........

© Doğruhaber