Nesli İhya Etmek
Manayı kaybettik. Maddeye hapsolduk. Hayat, hazların ve hızın gölgesinde akıp giderken insan, kendine ait olanı, ruhunu, vicdanını, anlam arayışını kaybetti. Bugün sahip olduklarımızla övündüğümüz ama kaybettiklerimizi konuşmaya cesaret edemediğimiz bir çağda yaşıyoruz.
Resmî istatistikler ve sosyal araştırmalar boşanma oranlarının arttığını, tek ebeveynli ailelerin yaygınlaştığını ve çocukların giderek daha erken yaşlarda psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Her şey var gibi görünüyor ama aile, merhamet ve sorumluluk duygusu yok.
Anne ve babanın ayrı, evladın annesiz ya da babasız, sevgisiz büyüdüğü bir dönemin içindeyiz. Aileler parçalandıkça çocuklar savruluyor, çocuklar savruldukça toplum çatırdıyor. Sosyologların altını çizdiği nokta, suça sürüklenen çocukların, davranış bozukluklarının önemli bir kısmı parçalanmış ya da sağlıksız aile ortamlarıyla doğrudan ilişkilidir. Çünkü aile, yalnızca aynı çatı altında yaşamak değil, çocuğun hayata tutunduğu ilk güvenli limanıdır. O liman yıkıldığında, çocuk hayatın sert dalgaları karşısında savunmasız kalır.
Bugün sıkça konuştuğumuz konu “neslin ihyası” meselesi. Nesli ihya etmek, yalnızca sayıyı artırmak değildir; insanı inşa etmektir. Bu da anne ve babanın sorumluluğuyla mümkündür. Eğitim bilimleri alanındaki çalışmalar, çocukların akademik başarısında olduğu kadar ahlaki ve duygusal........
