Evler Küçüldükçe Aile Eriyor

Genç evliler suçlu, çocuk kreşte, yaşlı huzurevinde… Peki aile Nerede?

Küçülen evler…Bir ya da iki kişinin yaşayabileceği sosyal konut diye sunulan daireler... İnsanlar artık misafir bile kabul edemiyor; “Evimiz küçük, gelmeyin” deme noktasına geldiler. Misafirin girmediği, akrabanın ayak basmadığı, kalabalığın gürültüsünü duymayan evler sessizliğe değil yalnızlığa teslim oluyor. Komşuluk ilişkileri unutuluyor, aile bağları zayıflıyor, dayanışma kültürü giderek çöküyor. Evler küçüldükçe hayat da küçülüyor; birbirimize ayırdığımız zaman, mekân ve ilgi daralıp köşelere sıkışıyor.

Bütün bunlar yaşanırken “nüfus yaşlanıyor” diye alarm veriliyor. Oysa kimse nüfusun neden yaşlandığını sorgulamıyor.

Bir yandan nüfus yaşlanıyor diyorlar, diğer yandan genç nüfusun önündeki engelleri büyütüyorlar. Gençlerin evlenmesi zorlaştırılıyor. Genç evlilikler suçlu diye damgalanıyor. Nikâhsız birliktelikler kolaylaştırılıp normalleştiriliyor. Bu politikalar nüfusun genç kalmasını değil hızla yaşlanmasını garanti ediyor.

Üstelik bütün bunlara ek olarak 45, 55, 65 metrekarelik dairelerin “ev” diye sunulması… Tüm bu koşullar altında nasıl aile kurulacak, kurulsa bile nasıl genişleyecek? Sonra da dönüp şaşkınlıkla “Doğum oranları neden........

© Doğruhaber