İslam dünyası ve Batı medyası üzerinden bir karşılaştırma
Ben şuna inanıyorum: Bir topluma sürekli ölüm, şiddet, kaza ve savaş haberleri okutulursa, o toplum zamanla yalnızca yorgun düşmez; aynı zamanda ahlaki reflekslerini de kaybeder. İnsan zihni her gün cinayet, kadın şiddeti, çocuk istismarı, savaş ve yıkım görüntüleriyle karşı karşıya kaldığında ya korkuya teslim olur ya da hissizleşir. Her iki durum da sağlıklı değildir. Bugün hem dünyada hem Türkiye’de artan öfke, tahammülsüzlük ve merhamet yoksunluğunu ben biraz da bu dilin sonucu olarak görüyorum.
Kur’an bize çok açık bir ilke koyar: “Kim bir cana kıyarsa, bütün insanları öldürmüş gibi olur; kim de bir canı kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur.” (Maide, 32)
Bu ayet, insan hayatının değerini tartışmasız biçimde ortaya koyarken, medyanın ölüm haberlerini sıradanlaştırmasını benim açımdan daha da problemli hale getiriyor. Çünkü ölüm sıradanlaştığında, vicdan da sıradanlaşır.
Gazze’de yaşananlara baktığımda, Batı medyasının kullandığı dili masum görmem mümkün değil. On binlerce sivilin, çocukların öldüğü bir yerde hala “çatışma” ve “karşılıklı gerilim” denmesi, hakikatin üstünü örtmektir. Aynı medya........
