İmajı Kurtaramaz |
Bir kez daha aynı sahne kuruluyor.
Gökyüzünde Amerikan bombardıman uçakları, ekranlarda “özgürlük” nutukları, masalarda diplomasi tiyatrosu… Ve haritaların üzerinde cetvelle çizilmiş ölüm planları. Bugün İran hedefte. Dün Irak’tı. Ondan önce Afganistan, Libya, Suriye… Yarın başka bir ülke olacak. Çünkü Batı’nın “uluslararası düzen” dediği şey; güçlü olanın zayıf olanı ezmesini meşrulaştıran modern bir sömürge sisteminden başka bir şey değildir.
ABD ve israil’in İran üzerindeki baskısı büyürken, dünya yine aynı ikiyüzlü tiyatroyu izliyor. Bir tarafta savaş gemileri, yaptırımlar, suikastlar, tehditler… Diğer tarafta “barış”, “insan hakları” ve “demokrasi” sloganları. Batı medeniyeti, insan haklarını sadece kendi çıkarlarına hizmet ettiği sürece hatırlayan devasa bir propaganda makinesine dönüşmüş durumda.
Bir ülke Batı’nın çıkarlarına boyun eğerse “ılımlı” ilan ediliyor. Direnirse “tehdit”. Petrolünü paylaşırsa “müttefik”. Kendi kararını vermeye kalkarsa “diktatörlük”. İşte onların demokrasi anlayışı budur.
Bugün İran’a yönelik baskının asıl nedeni nükleer mesele değildir. Mesele; diz çökmemektir. Mesele; Washington’dan gelen emirleri kayıtsız şartsız kabul etmemektir. Çünkü Batı için bağımsızlık affedilmez bir suçtur.
Daha acısı şu: İslam dünyasının büyük bölümü yine sessiz.
Bazıları korkudan........