Soruya bak: “Özeleştiri Verdiler mi?” |
Filan İslami çevreye mensupmuş. Bir vesileyle aynı ortamda bulunduk. Tanışma faslına direk “hangi camiadansınız?” diyerek başladı.
Herhalde bu sorunun sığ bir holiganizm içerdiğini biliyordu. Çünkü bu gevşeklik, küçük yaşlarda çocuklara; “kimin kulusun?”, “kimin ümmetindensin?” gibi suallerin yerine “hangi takımı tutuyorsun?” tarzında espriyle karışık kışkırtıcı taraftarlık üretme çabasına benziyordu.
Kendisini; “cemaatini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” memuru olarak gören tiplerin dünyasında “ne tür faaliyetleriniz var?” merakı; çok yakışıksız, fuzuli ve hayli sıradan bir muhabbetti. Zaten ne olabilirdi ki mesela; “şunlarla bir araya gelip şu dersi yapıyoruz” desek “eee geç onu, aynısını biz de yapıyoruz” diyecekti, “zor durumdakilere yardıma şöyle aracılık ediyoruz” desek “başka başka, onu da herkes yapıyor” diyecekti. Haliyle onun için önemli olan sadece etiketimiz, markamızdı. Yapmaya çalıştığı şey, bir ünsiyet ve ülfet alışverişi değil, resmen market müşteriliği idi.
Neyse, “doksanlı yıllarda değiliz” rahatlığıyla tabelamızda yazanı söyledik. “Mustazaflar” der demez, yüzünün rengi değişti, az önceki yabancı dost memur, birden savcı rolüne büründü: “Haa” dedi ve hemen yapıştırdı: “Hizbullah ne zaman bir özeleştiri verecek?”
Çok aşina bir çıkıştı. Çünkü genellikle virüs dolu zihin diskine yüklenen uygulamanın çalışma sistemi aynıydı. Algoritma, duyduğu kelimeyi tıklama komutu kabul ediyor ona göre işlemci, klasörden en alakalı ilk hazır soruyu aktif ediyordu.
Tamam da insan beyni böyle hallerde; “muhatap, bu soru için doğru kişi midir?” “Bu soru acaba bir nezaketsizlik içeriyor mu?” “Konuşmanın akışına, ortama ve ihtiyaca uygun mudur?” diye bir takım ön analizler yapmaz mı? Normalde yapar.........