HİBRİT SAVAŞLAR |
ABD ve soykırımcı israilin birlikte İran’a karşı başlattıkları savaş, bölgesel dengelerle birlikte, savaşın doğasına dair tüm ezberleri de bozmuş durumda. Artık savaş denildiğinde akla gelen o klasik sahneler; cephe hatları, tank konvoyları, şehir şehir ilerleyen ordular giderek tarihin sayfalarına karışıyor.
Bugün savaş, görünmeyen ama etkisi çok daha derin olan bir düzlemde yürütülüyor.
Bu yeni savaş düzeni; süpersonik füzelerle, kamikaze dronlarla, insansız hava araçlarıyla yürütülüyor. 21. yüzyılın henüz başında yaşanan bu çatışmalar, hava gücünün, insansız sistemlerin ve füze teknolojilerinin ne kadar belirleyici hale geldiğini açıkça ortaya koyuyor. Bir ülkenin sahaya asker sürmeden, binlerce kilometre öteden hedef vurabilmesi, savaşın tanımını kökten değiştiriyor.
Bu yeni modelde cephe yok; hedef var. İşgal yok; felç etme var.
Ancak savaşın dönüşümü sadece askeri teknolojiyle sınırlı değil. Bu yeni dönemde ekonomik güç de en az füze sistemleri kadar belirleyici hale gelmiş durumda. İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü bir stratejik hamle olarak kullanması, bunun en çarpıcı örneği. İran bununla jeopolitik gücünü bir silaha dönüştürdü.
Dünya enerji ticaretinin can damarı olan bu geçidin........