UĞUR MUMCU’YU MOSSAD ÖLDÜRMÜŞ
Türkiye’nin yakın tarihi, sadece bireysel cinayetlerin işlendiği bir takvim değil; toplumun sinir uçlarıyla oynayan, kitleleri karşı karşıya getiren ve titizlikle planlanmış karanlık operasyonların kronolojisidir. Geriye dönüp baktığımızda karşımıza çıkan manzara hep aynı trajik döngüye işaret eder: Toplumda karşılığı olan bir aydın katledilir, taziye evinden henüz feryatlar yükselirken suçlu peşinen ilan edilir ve bir kesim diğerine karşı sistematik bir şekilde kışkırtılır. Bu, tesadüfi bir şiddet sarmalı olmaktan ziyade, her adımı önceden çalışılmış kusursuz bir toplum mühendisliği projesidir.
Bu kumpasın en etkili silahı ise kuşkusuz o dönemin medya organları ve atılan zehirli manşetler olmuştur. Henüz olay yeri incelemesi dahi tamamlanmadan gazetelerin baskıya yetiştirdiği "İrtica Hortladı", "Karanlık Kurşun" veya "Laikliğe Bomba" gibi dev puntolu başlıklar, katilin kimliğine dair toplumun zihninde geri dönülmez bir hüküm kuruyordu. 1990 yılında ilahiyatçı kimliğiyle bilinen Bahriye Üçok, bombalı bir paketle hayattan koparıldığında, medya haberi sadece bir cinayet olarak değil, sanki tüm Müslümanlar bu paketi birlikte hazırlamış gibi bir........
