menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MUHAKEME

21 0
18.03.2026

Cafer, Iraklı bir Arap’tı. Şiî, Caferî bir Müslümandı. Necef civarındaki köyünde İslami endişeleri ile bilinen, bu yönde çaba harcayan biriydi. Saddam’ın baskılarına dayanamamış, Avrupa’ya göç etmek durumunda kalmıştı.

Ahmet ise Suriyeli bir Arap’tı. Halep kentinden Sünni, Hanefi bir Müslüman’dı. Mevsimlerden “Arap Baharı” Suriye’ye uğradığında, büyük bir göç hadisesi meydana gelmişti. Göç edenlerden biri de Ahmet idi. Rejimin uyguladığı büyük baskılar nedeniyle o da Avrupa’ya gitmek zorunda kalmıştı.

Cafer ile Ahmet’in yolu İsveç’te kesişmişti. İslami etkinliklerin birinde karşılaşmışlardı. Memleketlerinden çok uzakta idiler. Yaşadıkları bu yabancı kültürün içerisinde öğütülmemek için Müslümanca yaşamanın mücadelesini veriyorlardı.

Bir ara ikisi Lund kentinin bir parkında karşılaştılar. Müslüman olmanın verdiği o sıcaklık ile birbirlerine sarıldılar. Aralarında koyu bir muhabbet başladı. Ne olduysa konu tarihten açıldı. Söz döndü dolaştı, Hz. Osman’ın katli ile neticelenen büyük fitnenin kapısını araladı. Ahmet söz alarak;

- Aslında Hz. Ali, Hz. Osman’ın katillerini bulmalıydı. Eğer isteseydi bir araştırma yapar, katilleri ortaya çıkarır ve cezalandırırdı.

- Öyle deme Ahmet. Devletin başkenti olan Medine muhasara altındaydı.........

© Doğruhaber