MEHMET AKİF NECİP FAZIL VEYA ŞEYH ALAEDDİN |
Mehmet Akif’in ömrünün sonu acılarla geçti. Belki de pişmanlıkların verdiği ağır vicdan muhasebesinin çilesiydi bu.
Bilindiği üzere; İkinci Abdülhamid, Birinci Meşrutiyeti ilan etmek üzere tahta geçirildi. Padişah sözünde durarak, 23 Aralık 1876’da Kanunî Esasî’yi yayımladı ve böylece yeni bir dönem başladı. Talep edilen Anayasa ve meşruti yönetim çok meşru isteklerdi. Çünkü saltanata dayalı bir rejimdense cumhura dayalı bir idarenin tercih edilmesi evladır.
Fakat bu tür isteklerin arkasına saklanan başka niyetler var ise o zaman biraz durmak gerekiyor. Şöyle biraz geriye doğru adımlar atarak, resme büyük açıdan bakmak için.
Muhtemelen İkinci Abdülhamid de öyle yaptı. Meşru isteklerin arkasına saklanan ve uygun zamanı ve hamleyi bekleyen hinlerin farkına varınca, birinci meşrutiyeti rafa kaldırdı. Çünkü esas projeye göre koca devlet parçalanacak, vatan emperyalist devletlerin çizmesi altında ezilecekti.
Meşrutiyetin askıya alınması muhalif bir blokun oluşmasına zemin hazırladı. İlk etapta Mehmet Akif de muhaliflerden biri idi. Belki de İkinci Abdülhamid’in istihbarattan gelen bilgiler ile gördüğü o büyük fotoğrafı, Mehmet Akif görmüyordu.
31 Mart Vakası sonrası İkinci Abdülhamid’in tahttan indirilmesi sonucunda; zamanla değişse de en geniş sınırları içerisinde, 10 milyon km.........