Bizler bu dünyada, bu gök kubbe altında iyisi kötüsüyle yaşarken, yine bu dünyada bu gök kubbe altında hep kötüsüyle yaşayan, hayatın hiçbir güzelliğinden, tatlılığından yararlanamayan insanlar vardır; mahkumlar. Bunu biliyor muyduk?

Klimanın, soğutucuların dünyalarında olmadığı yaşayan ölüler onlar…

Watsap’ın, İmo’nun, Facetime’nin hayatlarında olmadığı, sevdikleriyle bir görüntülü konuşma imkânlarının bulunmadığı, ayda bir çocuklarına dokunma şansları olan yaşayan ölüler onlar…

Ormanların, parkların, ağaçların, denizlerin, ovaların, yeşilliklerin ve dağların sadece resimlerini çizebilen yaşayan ölüler onlar…

Bir nergisi, bir gülü, bir çiçeği, bir parfümü hiç koklayamayan yaşayan ölüler onlar…

Bir bumbarı, bir kelle paçayı, bir omlet yumurtayı, bir içli köfteyi, bir lahmacunu, bir ciğer kebabını, bir adana kebabını, bir ızgara işi yemeği hiç yiyemeyen, kokusunu bile alamayan yaşayan ölüler onlar…

Bilgisayarların, dizüstü bilgisayarların, tabletlerin, çeşitlilikte sınır tanımayan yeni nesil ve modelleriyle telefonların rüyalarını süslediği yaşayan ölüler onlar…

Çocuklarının büyüdüğünü, anne-babalarının yaşlandığını, yeğenlerinin çoğaldığını müşahede edemeyen yaşayan ölüler onlar…

Alışverişin, marketin, ekimin, tarlanın, hasadın hayatlarında yer bulmadığı yaşayan ölüler onlar…

Özgürlük türkülerini söyleyen, özgürlük şiirlerini yazan yaşayan ölüler onlar…

Mezarlıklar ve mezardaki ölüler gibi haftada bir, ayda bir, bayramdan bayrama ziyaret edilebilen yaşayan ölüler onlar…

Aile, akrabalarıyla milyonlarca insanın arkalarından kuru gözyaşı döktüğü yaşayan ölüler onlar…

Eş, çocuk ve sevdiklerinin hasretiyle yanan yüreklerinin ocaklara döndüğü yaşayan ölüler onlar.

Teknolojinin her zaman kendilerini teğet geçtiği, e-Reçetem’in, e-Nabız’ın, MHRS’nin kitaplarında bulunmadığı yaşayan ölüler onlar…

Sosyolojilerinin olmadığı, psikolojilerinin neredeyse her zaman arıza verdiği yaşayan ölüler onlar…

Aklınıza gelebilecek her şeyleri kısıtlanmış yaşayan ölüler onlar…

Kantin etiket fiyatlarının her zaman mevcut enflasyon rakamlarının çok çok üzerinde olduğu, tarladaki ürünlerin fiyatlarının kantinlerinde zirve yaptığı enflasyonu iliklerine kadar yaşayan, yaşayan ölüler onlar…

Devlet büyükleri tarafından her zaman mezarlıklarının kapısının af anahtarıyla açılmasını bekleyen yaşayan ölüler onlar…

Adil yargılanmadıklarını, suçsuz yere cezaevlerinde tutulduklarını söyleyen yaşayan ölüler onlar…

TBMM’de kendilerine de bir pay düştüğünü, milletvekillerinin kendi vekilleri de olduğunu düşünen ve bundan yararlanma umudu taşıyan yaşayan ölüler onlar…

Cumhuriyetin kuruluşunun 100.yılında bir diriliş muştusunu, ruhlarına bir üfürülüşü bekleyen yaşayan ölüler onlar…

QOSHE - Yaşayan ölüler: Mahkumlar - M. Ziya Gümüş
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Yaşayan ölüler: Mahkumlar

102 1
03.09.2023

Bizler bu dünyada, bu gök kubbe altında iyisi kötüsüyle yaşarken, yine bu dünyada bu gök kubbe altında hep kötüsüyle yaşayan, hayatın hiçbir güzelliğinden, tatlılığından yararlanamayan insanlar vardır; mahkumlar. Bunu biliyor muyduk?

Klimanın, soğutucuların dünyalarında olmadığı yaşayan ölüler onlar…

Watsap’ın, İmo’nun, Facetime’nin hayatlarında olmadığı, sevdikleriyle bir görüntülü konuşma imkânlarının bulunmadığı, ayda bir çocuklarına dokunma şansları olan yaşayan ölüler onlar…

Ormanların, parkların, ağaçların, denizlerin, ovaların, yeşilliklerin ve dağların sadece resimlerini çizebilen yaşayan ölüler onlar…

Bir nergisi, bir gülü, bir çiçeği, bir parfümü hiç koklayamayan yaşayan ölüler onlar…

Bir bumbarı, bir kelle paçayı, bir omlet yumurtayı, bir içli köfteyi, bir lahmacunu, bir ciğer kebabını, bir adana kebabını, bir ızgara işi yemeği hiç yiyemeyen, kokusunu bile alamayan yaşayan ölüler........

© Doğruhaber


Get it on Google Play