Kadın eve dönerse her şey rayına oturur

Geçen haftanın en çok konuşulan konularından biri aile yapısındaki dönüşüm ve nüfus artış hızındaki düşüş oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, meseleyi “varoluşsal tehdit” olarak nitelendirdi. Ardından Resmi Gazete’de “Aile ve Nüfus On Yılı” konulu bir genelge yayımlandı. Herkes konuşuyor, bakanlar “tedbir alıyoruz” diyor ama ortada somut bir adım yok. TÜİK verilerine göre, bu gidişle önümüzdeki beş yıl içinde ilkokuldaki çocuk sayısı yaklaşık bir milyon azalacak. Rakamlar alarm veriyor, ancak hükümetin aldığı önlemler hâlâ kâğıt üzerinde genelgelerde kalıyor.

Aile Bakanı “Biz bu tedbirleri çok hızlı bir şekilde alıyoruz” dese de gerçek ortada. Hiçbir önlem görünmüyor. Çünkü sorun teşhis edilemiyor. Ailenin dağılmasının, bir yuvanın kurulamamasının, nüfusun azalmasının en temel sebeplerinden birisinin, ev hanımlığına gereken değerin verilmemesi olduğu ne yazık ki görülemiyor.

Kadınları evden çıkarıp fabrikalara, ofislere, direksiyon başına, ekranlara saldık. “Kadın istihdamı” diye diye toplumsal dengeyi altüst ettik. Çalışan kadın kolay kolay çocuk doğurur mu?

Doğursa bile çocuğu kreşe, bakıcıya bırakır. Ana şefkatinden mahrum kalan o çocuk, genetiğiyle oynanmış gıda gibi, ileride topluma yük olan bir parazit haline gelir. İşte nüfus artış hızımızın düşmesinin temel sebebi budur. Aileye değer verilmesini yanlış anlıyoruz, kadının çalışmasını ona değer verişimiz olarak anlıyoruz. Bu yanlış teşhisten elbette........

© Doğruhaber