Kalite ve düşmanlık ile mertlik ve düşmanlık yan yana olur mu şeklinde düşünebilirsiniz. Yalnız fazla düşündürmeden Hz. Ali Efendimize atfedilen sözlerden birisi de; “Akılsız arkadaştansa, akıllı düşman yeğlerim.” ifadesidir.

Öyle ya akıl kişilik, karakter, kalite düşmanda da bulunabilir. Efendimiz(a.s.v), müşrik oldukları halde, bazılarındaki meziyetleri takdir etmiş, kimisini iyiye yormuş, kimisinin insaflı yaklaşımlarına vefa göstermiştir. Süheyl b. Amr, Hatem-i Tai, Ebul Bahteri ve Mutim b. Adiy bunlardan bazılarıdır.

Bu tip insanların çoğu bir inanış ve fikriyata samimi ve içtenlikle bağlandıkları ve karşıt görüşler hakkında detaylı malumata sahip olmadıkları için muhalif ve düşman cephesinde bulunmuşlardır. Efendimiz(a.s.v), bu tiplere karşı çok aşırı gidenleri; ”Onlar bilmiyorlar.” diyerek hem teskin etmiş, hem de bir hakikati ortaya koymuştur.

Amma velakin kimileri de var, o kadar kişiliksiz ve karaktersizdirler ki; Müslümanlar açlıktan kırılmalarına, ellerindeki tek hurmayı esirlerle paylaşmalarına ve tüm esirlerin bağışlanmasına rağmen Efendimiz(a.s.v) onları idam edebilmiştir. Nadr b. Haris ve Ukbe b. Ebu Muayt gibi… Namaz üzerinde iken ensesine ve üzerine hayvanın bağırsak ve döl yataklarını bırakanlardan ve başına toz toprak salanlardan biridir Ukbe b. Ebu Muayt. Bu tipler bir ideden, fikriyattan ve samimi bir şekilde sarıldığı öğretilerden mahrumdurlar. Ruhsuz ve kişiliksizdirler. Kukla olarak kullanılabilecek ve her türlü pisliği yapabilecek bir numaralı Hizbuşşeytan’dırlar.

Yani; düşmansın eyvallah! Muhalifsin eyvallah! Ama karakterli ve adam gibi düşman ol ki, muhaliflerin bile senin bazı meziyetlerini takdir edebilsin. Mertçe mücadele et ki, “Omurgalı muhalif veya adam gibi düşman!” diyebilsinler.

Neyse lafı fazla eğip bükmeden ifade edeyim. Son zamanlarda İslami kesimlere yönelik ciddi saldırılar var. Olabilir, herkes aynı fikre sahip olmayabilir. Yalnız iş muhalifliğe veya düşmanlığa gelince; “Hop ağır ol! Salyanı akıtacaksan adam gibi…” deme hakkımız doğuyor.

Siz kendi mahallenizde bas bas bağırıp; “Çıplaklık da içki de bizim bir numaralı temsil vasfımızdır.” diyebilirsiniz, kendinizi doğru tanımlamış olursunuz. Ama alimlerin Allah’ın kitabına göre konuşmaya çalışması ve inanlara hitaben; “İçki haramdır, çıplaklık bizi temsil edemez!” demesi neden bu kadar zorunuza gidiyor? İslam alimleri içkinizi methetmek ve çıplaklığınızı tasvip etmek mecburiyetinde mi?

Hadsizliğe bakar mısınız? Allah’ın kitabına göre değil de bizim sapkınlığımıza göre konuşacaksınız, diyerek hem zorbalığa hem de ilahlığa yelteniyorlar. Bir de kalkıp “Soyunuruz, bakmayacaksınız!” diyerek özgürlük naraları atarlar. Yesinler sizin özgürlüğünüzü!

Ahmağın ve çukurun biri de kalkıp; alimlerin çıplaklık karşıtı söylemlerinden yola çıkıp, içindeki lağımı kusmuş resmen. Neymiş efendim; çıplaklık karşıtı olan alimler sapık ve manyakmış! İlme ve bilime karşıymış. Şimdi bu özgürlükçü ve ilim yanlısı geçinen Çukur, 28 Şubat döneminde sözüm ona ilim yuvalarında birinci olan, başörtülüleri çok özür dileyerek “fahişe” olarak tanımlayan ve sokaklarda başörtülü avına çıkmaya ahdetmiş, kendince bir aydın! Yahu aydın dediğin biraz tutarlı olur ve tarafsızlıkla konulara eğilir. Doğru sizden de aydın olur, ama her tarafı iç içe geçmiş salça kutusu gibi bir aydın olur ancak. Ne sağı soluna ne de solu sağına…

Siz hiç alimler içerisinde evlenmeden önce hamile kalan ve sonrasında düğün yapan, daha sonra iki üç ay sonra boşanıp, sözüm ona boşandığı eşinin en yakın arkadaşı ile gece hayatları yaşayan kaç kişi sayabilirsiniz. Bu alimler içerisinde, her türlü sapkın hayatı yaşayıp, eşleri varken başkaları ile yatıp kalkıp da sonrasında meydanlara inerek; “Hamile kalırız, ama doğurmayız size ne!” yazılı pankartlar açarak kürtajı savunan kaç kişiye şahit oldunuz. Dilim varmıyor söylemeye; ama bunların yüzlerce katı necaset, sizin bahsettiğiniz mahallede mevcut. İstisnalar ve karakterli olanlar hariç.

İslam’a saldıracaksan adam gibi! Alimlere karşıysan adam gibi! Müslümanları hazmedemiyorsan adam gibi!

Bir de kalkmış utanmadan; “Aslında hakiki Müslümanlara lafım yok.” diyerek sözde dürüst ve samimiyetini deklare edecek. Haydi oradan! Sizin, hakiki Müslümanlara değil, ayetin ifadesi ile çirkefliklerinize ses etmeyerek Allah’ın lanetine uğramış kimselere lafınız olmaz.

Düşmanlık da yapsanız, muhalif de olsanız, lütfen biraz karakter!

Allah’ın selamı kınayıcıların kınamasından çekinmeden hakkı haykıran kardeşlerimizin üzerine olsun.

QOSHE - Muhalifin ve düşmanın da karakterlisi… - Faruk Kılıman
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Muhalifin ve düşmanın da karakterlisi…

8 1
21.09.2023

Kalite ve düşmanlık ile mertlik ve düşmanlık yan yana olur mu şeklinde düşünebilirsiniz. Yalnız fazla düşündürmeden Hz. Ali Efendimize atfedilen sözlerden birisi de; “Akılsız arkadaştansa, akıllı düşman yeğlerim.” ifadesidir.

Öyle ya akıl kişilik, karakter, kalite düşmanda da bulunabilir. Efendimiz(a.s.v), müşrik oldukları halde, bazılarındaki meziyetleri takdir etmiş, kimisini iyiye yormuş, kimisinin insaflı yaklaşımlarına vefa göstermiştir. Süheyl b. Amr, Hatem-i Tai, Ebul Bahteri ve Mutim b. Adiy bunlardan bazılarıdır.

Bu tip insanların çoğu bir inanış ve fikriyata samimi ve içtenlikle bağlandıkları ve karşıt görüşler hakkında detaylı malumata sahip olmadıkları için muhalif ve düşman cephesinde bulunmuşlardır. Efendimiz(a.s.v), bu tiplere karşı çok aşırı gidenleri; ”Onlar bilmiyorlar.” diyerek hem teskin etmiş, hem de bir hakikati ortaya koymuştur.

Amma velakin kimileri de var, o kadar kişiliksiz ve karaktersizdirler ki; Müslümanlar açlıktan kırılmalarına, ellerindeki tek hurmayı esirlerle paylaşmalarına ve tüm esirlerin bağışlanmasına rağmen Efendimiz(a.s.v) onları idam edebilmiştir. Nadr b. Haris ve Ukbe b. Ebu Muayt gibi… Namaz üzerinde iken ensesine ve üzerine hayvanın bağırsak ve döl yataklarını bırakanlardan ve başına toz toprak salanlardan biridir Ukbe b. Ebu Muayt. Bu tipler bir ideden, fikriyattan ve samimi bir şekilde sarıldığı öğretilerden mahrumdurlar. Ruhsuz ve kişiliksizdirler. Kukla olarak kullanılabilecek ve her türlü pisliği yapabilecek bir numaralı Hizbuşşeytan’dırlar.

........

© Doğruhaber


Get it on Google Play