Satın Alınan Ahlak -2- |
Bir önceki yazımızda “kendilerini ahlâken düzeltme çabası göstermeyenlerin, halkta; rakiplerinin ahlâksızlıklarını satın alma ahlakı oluşturabileceğinden bahsetmiştik”.
Elbette güzel ahlâk en çok Müslümana yakışır. Sonuçta Müslümanın zamanlar ve mekanlar üstü olduğuna inandığı bir ahlak iddiası söylemi vardır. Söylemde bir ahlak iddiası olanın pratikteki ahlaki zaafları, halkta tam da iddiasından vurulma şoku yaratabilir.
Bugün de Müslümanın ahlâk iddiasını, adalet algısı üzerinden, daha öteye taşıma zorunluluğundan bahsetmeye çalışacağız.
Yani Müslümanın kendisi bilhassa İslam dışı karakterlere göre çok daha fazla ahlaklı bir hayat sürüyor olabilir ama “eğer Müslüman, toplumdaki adaletsizliklere karşı yanlış tarafta konumlanır veya adaletsizliğe karşı çok fazla sessiz kalırsa, halkta ahlaksızların ahlakını satın alma ahlakının oluşmasına neden olabilir.”
Müslümana adil olmak farzdır ama elbette her zaman adil olanının seçiminde isabet edemeyecektir. Ama Müslüman, gördüğü adaletsizliklere karşı zulmeden tarafta duramaz, tarafsız olamaz, adaletsizlikleri dillendirmede isteksiz davranamaz ve adaletsizliğe karşı sessizliği adet edinemez.
Müslüman, bazen adaletin kimlerin işine yarayacağının........