Ahlakın hulukiyet ile olan ilişkisi - 2 |
Ahlak, İslami hayatın tamamında yaşanması gereken en kıymetli insani bir karakterdir. Bu bağlamda ahlak bir medeniyet şahikası merdiveninin ilk basamağıdır. Bu anlamda Kur’an kıssalarına baktığımızda ilk Medine İslam devletinin ihyası, ahlaki durumları hikâyeler üzerinden zikredilen ibretlik kıssalarla Mekke’de inşa edildi. Ahlak, ferdin kemalinde etkili olduğu gibi, bir toplumun ihya ve inşasındaki temelin harcıdır. Mekke’de bir toplumun ıslahında ahlakın imanla beraber zikredilmesini asrın Müslümanları olarak bizlerin iyi anladığından emin değilim. Bireyin terbiye ve eğitiminde ahlak imandan hemen sonra geldiği gibi, bir toplumun kendi içi âlemi olan insani muamelatta ahlakın saf dışı etmesini Kur’an kabul etmemektedir. Yoksa Kur’an kıssalarının Mekke ortamında zikredilmesine nasıl bir mana yüklenebilir ki?
Mesela, Salihlerini putlaştırarak onların heykellerine tazim eden Nuh’un kavmini misal vermesini hakkıyla anlamlandıramayız. İçinde oturdukları evlerini zevkinden süslü püslü mimarilerle güzel yapmaya çalışan Ad kavmini doğru anlayamayız. Hiç ölmeyecekmiş gibi sağlam evler üzerinden rabbine bile meydan okuyan Semud kavminin bu hikayelerinden doğru bir istinbatta bulunamayız. Tüm ahlaksızlığın zirvesi olan homoseksüel Lut kavminden gereği gibi ibret almayı beceremeyiz. İktisadi açıdan çökmüş........