Bayrama Girerken Ramazan Notları...

Her Ramazan aslında yeryüzüne inen müstesna bir mektup ve insanın alışkanlıklarından, nefsinin dar kalıplarından sıyrılıp kendi hakikatine doğru yaptığı derin bir hicrettir. Zira bu mübarek vakitler, bizi sadece yemekten, içmekten değil; benliğimizin gürültüsünden, nefsimizin zaaflarından ve lüzumsuz pek çok şeyden de uzaklaştırarak o ilk emri yeniden duymaya, anlamaya ve eyleme geçirmeye hazırlar: ‘Yaratan Rabbinin adıyla oku!’

​Bu öyle güçlü ve kuşatıcı bir davettir ki; insan bu anlamlı yolculukta sadece mushafın sayfalarını değil; aynı zamanda hayatı, eşyayı, hadiseleri, toplumu ve en nihayetinde kendi iç dünyasının derinliklerini de okumaya başlar. Bu manevi atmosfere giren her insan, bu ilahi sofradan kendi nasibince rızıklanır. Kimi sadece Rabbi ile kendisi arasında kalacak olan o mahrem "özel mesajları" kalbine nakşeder, kimi de içinde yaşadığı topluma dair genel notlar tutar. Elbette özeli kul ile Yaratan arasındadır ama bu mukaddes iklimin ruhumuza vurduğu bazı genel yansımaları paylaşmakta, birbirimize ayna tutmakta bir beis olmadığı kanaatindeyiz.

​Bugün o aynaya baktığımızda, en çok nezaketin mahzun kaldığını görüyoruz mesela... Sürekli nezaket ve zarifliğin edebiyatının yapıldığı, kelimelerin adeta vitrinlerde ışıl ışıl parladığı ve fakat gelin görün ki bu kadar nezaketsiz bir devrin daha yaşanmadığı gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Muhabbetlerde, sosyal medya paylaşımlarında, ekranlarda kurulan........

© Doğruhaber