Bu coğrafyaya ne zaman huzur gelecek?

Ya da bu soruyu şöyle soralım: Zalimler kanlı ellerini bu coğrafyadan ne zaman çekecekler? Gelin hep birlikte bu soruların cevabını araştıralım.

Bir nevi hiperaktif olan bir coğrafyadır. Bunu da şuna bağlıyorum: Tarih boyunca medeniyetlerin kesişme noktası olması, yer altı ve yer üstü kaynaklarının çoğunun bu coğrafyada bulunması ve insanların mevki ve makam uğruna girdiği bitmek bilmeyen rekabet. Bu rekabetin getirdiği sonuç ise ayrışmalar, kamplar ve bölünmeler olmuştur.

Bu coğrafyanın kaderi sanki huzurla imtihan edilmek gibidir. Tarihin her döneminde ya bir işgalin ya bir darbenin ya da içeriden beslenen fitnelerin izlerini görmek mümkündür. Dış güçlerin hesapları, içerideki işbirlikçilerle birleştiğinde acının faturası her zaman bu topraklarda yaşayan masum insanlara kesilmiştir.

Zalimler bu coğrafyaya sadece silahlarıyla gelmedi; kimi zaman demokrasi, kimi zaman özgürlük, kimi zaman da medeniyet söylemleriyle geldiler. Ancak geride bıraktıkları şey ne özgürlük oldu ne de huzur. Yıkılmış şehirler, parçalanmış aileler ve umudunu kaybetmiş nesiller bu sahte vaatlerin en acı tanığıdır.

Bu hareketliliğin bir diğer sebebi de şudur: Bu coğrafya sadece toprak değildir; inançtır, tarihtir, kimliktir. Bu yüzden burada........

© Doğruhaber