İslamiyet ve İnsaniyet
İnsanlığın yeryüzü serüveni, “Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: “Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin.” (Sad, 38/71-72) ilahi kelamında geçtiği üzere, topraktan yaratılmanın tevazusu, ilahi bir nefhayla canlanmanın izzetini taşıyarak başlamıştır.
“Ahsen-i takvim” yani en güzel kıvamda ve biçimde yaratılan insan, sonrasında nasıl olur da aşağıların en aşağısı “Esfel-i safilin”e iner? (Bkz. Tin, 95/4-5)
Ve yine en şerefli varlık ve yaratılanların birçoğundan üstün kılınan insan (Bkz. İsra, 17/70) ne tür bir savrulmayla “...Bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar...” (A’raf, 7/179) derecesine geriler?
Belki de, bilerek ya da bilmeyerek, farkında olarak ya da olmayarak, fıtratını bozması, yüklendiği emaneti (Bkz. Ahzab, 33/72) taşıyamaması, nefs ve hevasının ağır basması gibi pek çok etken, bu düşüşe zemin hazırlar ve dibe çökmesine neden olur. Kendisine verilen özel yetenek ve kabiliyetlerini yaratılış gayesine uygun kullanmadığında, bu iniş ve gerilemeler gerçekleşir.
Sevgili Peygamberimizin (sas) şu hadisi de aynı gerçeğe işaret eder: “Ademoğlunun kalbinden bütün (arzu) vadilerine (uzanan) yollar vardır.........
