Kur'an-ı Kerim “Herkesin yaptığı iyiliği de işlediği kötülüğü de önüne konmuş olarak bulacağı gün”ün varlığından haber veriyor (Âl-i İmran,3/30). Yani yaptıklarımızın karşılığını göreceğimiz mutlak bir gün var. Davranışlarımız bizim gölgemiz gibidir. Kişi söz ve fiilleri ile esasında hem bu dünyasını hem de ahiretini örmektedir.

Hac veya umre görevi için yola çıkanlar önce veya sonra Medine ’ye uğrar. Kendine ayrılan süre içinde burayı değerlendirmeye çalışır. Ama nasıl? Herkes kendisinde var olan bilgi, duygu, beklenti, okumaları, dinledikleri ve kişiliği ile Medine ’ye geliyor. Medine’den nasibi de beklentisi kadar oluyor.

Kardeşler Buluşması

Medine’ye dünyanın dört bir tarafından gelen kardeşlerimizle Mescid-i Nebi’de ve ziyaret yerlerinde buluşuyoruz. Başta ibadetlerimizi eda ederken, mescide giriş ve çıkışlarda, mescitte namaz vakitlerini beklerken veya ziyaret yerlerinde ortaya çıkan davranışlar büyük ölçüde ümmetin fotoğrafını veriyor. Her kardeşimiz kendi mezhebinin içtihatları ile ibadetlerini yerine getiriyor. Yan yana otururken Kur'an-ı Kerim tilavetlerinde sesler birbirine karışıyor. Bazen tilavetteki nüanslar dikkatimizi çekiyor.

Kimisi çok sıcak ve bir merhaba diyor veya demeye çalışıyor, bazıları ise bu konuda pek istekli olmuyor. Medine’de kadın cemaatin namaz kılma yerleri kendileri için ayrılan mekânlarda. Ama mescide giriş çıkışlarda, servislere binmede ve ziyaret yerlerinde şunu görüyoruz ki kadınıyla erkeğiyle esasında herkes kendi ülkesinde yaşadığı dindarlığı buralara taşıyor. Her müslümanın bilgisi, okumaları, yaşadıkları, çevresi ve beklentileri ile oluşan kişilikle buraya geliyor. Buradan da hissesine algısı, beklentisi, heyecanı ve öğrenme isteği gibi hususlar kadar nasibini alıyor. Bir hac döneminde rahatsızlığı sebebiyle ziyaret yerlerine kafilesi ile gidemeyen bir hacı teyzemizi daha sonra birkaç kişi ile Uhud’a götürmüştük. Arabadan inmeden işte burası Uhud deyince yaşlı gözlerle “ Yavrum Hamza Efendimiz ve arkadaşlarının bulunduğu yere mi geldik? “ deyişini hala hatırlarım. Yani zihninde ve gönlünde Uhud’a dair güzel bilgiler varmış.

İbadet Bilinci ve Bilgi

Her ibadette olduğu gibi hac ve umre konusu da öncelikle bilgi işidir. Bu itibarla hac öncesi ülkemizde Başkanlığımızca planlanan hac seminerlerinin ne kadar da büyük bir fayda sağladığını Mekke veya Medine de yerinde daha iyi görüyoruz. Hac yolculuğunun iki boyutu var: seyahat ve ibadet. Seyahat konusunda alınan bütün tedbirler ibadetlerin huzurla yapılması içindir. Ama otobüs, uçak, yemekhane veya asansör kullanmak gibi attığımız her adım esasında aynı zamanda dindarlığımızın rengini de ortaya koymuyor mu?

Hac yolculuğu için kullandığımız tanımlardan birisi de hac yolculuğu hak yolculuğu ifadesidir. Bu itibarla her Müslüman namaz, oruç ve hac gibi ibadetleri ve bunlara ait rükünleri yerine getirirken ortaya koyduğu davranışlar ve tavırlar dindarlık rengini ortaya koyan davranışlardır. Dağıtılan kumanyanın herkes için bir adet olduğunu bilen kişi niye iki tane alır ki? İbadetlerin hayatı kuşatan yönünü düşünen, ibadetlerin bizim hayatımızın her alanına ilham vermesi gerektiğini düşünen bir Müslüman “zaten günahlarımızı affettireceğiz“ rahatlığı ile davranabilir mi?

Medine : Demirci Körüğü Benzetmesi

Peygamber Efendimiz (s.a) ‘in Medine hakkında “Medine, kirini, pasını atan, temizini tutan bir körük gibidir.” (Buhârî, Ahkâm, 45, 47.) buyurmaları çok anlamlıdır. Efendimiz(s.a)‘in bu ifadesini şöyle anlıyorum: Demirci körüğünün bir maden parçasını temizleyip cevherini ortaya çıkardığı gibi, buralar insanın cevherini ortaya çıkarır. Hac veya umre için Haremeyne gelen insanlar esasında özüne dönmeyi arzu ediyor. Çünkü hac aynı zamanda kişinin kalbine yolculuktur. Ve öz ortaya çıkınca artık bir manada imtihan da başlıyor. Bu sebeple yolculuğa çıkmadan önce niyetimizi gözden geçirme, etrafımızla helalleşme, okumalarımızı güçlendirme ve tabi ki günahlarımızdan arınma niyeti Medine’den ve Mekke’den nasibimizi çoğaltacaktır. Geçmiş hayatımızı geride bırakarak temizlenmeyi niyet eden her Müslüman hem Medine ziyareti hem de Mekke’de inen rahmetten ziyadesiyle istifade edecektir inşallah. Sıradan bir gezi proğramının bile daha faydalı olması için ön hazırlık yaparız. Görülecek mekânlar ve konaklama gibi hususlar için tedbir alırız. Hac veya umre için yola çıkan her birimiz hem yola çıkmadan hem de buralarda ziyaretlerimizde hem de hacca ait görevleri eda ederken attığımız her adıma dikkat edelim. Dikkat edelim ki günahlarımızdan arınarak dönmek nasip olsun ve nasibimiz de bol olsun.

QOSHE - Medine’ye Yol Bulmak, Medine’den Nasibi Olmak - Şükrü Kabukçu
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Medine’ye Yol Bulmak, Medine’den Nasibi Olmak

7 0
05.06.2024

Kur'an-ı Kerim “Herkesin yaptığı iyiliği de işlediği kötülüğü de önüne konmuş olarak bulacağı gün”ün varlığından haber veriyor (Âl-i İmran,3/30). Yani yaptıklarımızın karşılığını göreceğimiz mutlak bir gün var. Davranışlarımız bizim gölgemiz gibidir. Kişi söz ve fiilleri ile esasında hem bu dünyasını hem de ahiretini örmektedir.

Hac veya umre görevi için yola çıkanlar önce veya sonra Medine ’ye uğrar. Kendine ayrılan süre içinde burayı değerlendirmeye çalışır. Ama nasıl? Herkes kendisinde var olan bilgi, duygu, beklenti, okumaları, dinledikleri ve kişiliği ile Medine ’ye geliyor. Medine’den nasibi de beklentisi kadar oluyor.

Kardeşler Buluşması

Medine’ye dünyanın dört bir tarafından gelen kardeşlerimizle Mescid-i Nebi’de ve ziyaret yerlerinde buluşuyoruz. Başta ibadetlerimizi eda ederken, mescide giriş ve çıkışlarda, mescitte namaz vakitlerini beklerken veya ziyaret yerlerinde ortaya çıkan davranışlar büyük ölçüde ümmetin fotoğrafını veriyor. Her kardeşimiz kendi mezhebinin içtihatları ile ibadetlerini yerine getiriyor. Yan yana otururken Kur'an-ı Kerim tilavetlerinde sesler birbirine karışıyor. Bazen tilavetteki nüanslar dikkatimizi çekiyor.

Kimisi çok sıcak ve bir merhaba diyor veya demeye çalışıyor, bazıları ise bu konuda pek istekli olmuyor. Medine’de kadın cemaatin namaz kılma yerleri kendileri için ayrılan mekânlarda. Ama mescide giriş çıkışlarda, servislere binmede ve ziyaret yerlerinde şunu görüyoruz ki kadınıyla erkeğiyle esasında herkes kendi ülkesinde yaşadığı dindarlığı........

© Diyanet Haber


Get it on Google Play