Geçmişin ayışığında kaybolanlar |
Geçenlerde İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere’nin Oxford ve Cambridge üniversitelerinde felsefeye yeni bir yön veren dört kadın feylesofla ilgili kitabı okurken içlerinden birinin, Iris Murdoch (1919-1999), Kuzey Afrika çöllerinde çarpışan bir sevgilisi olduğunu öğrendim.
Anlatıldığına göre, o çöllerde kum fırtınası başladığında askerler çarpışmalara ve ölümlere ara verildiği için rahat bir nefes alıyorlarmış. Ama kum fırtınası o kadar feci imiş ki bir süre sonra dinsin de çatışmalar ve ölümler tekrar başlasın diye dua ediyorlarmış.
Güneş o denli yakıcı imiş ki tankların üzerinde yumurta kavurmak mümkün imiş. Sinekler ise efsanevi çoklukta imişler. Ceset kanı içerek öylesine şişiyorlarmış ki bozulmuş et kokusu yayıyorlarmış. Banyoyu bırakın, yüz yıkamak için bile su yokmuş. İstihkak günde bir fincan su imiş.
Bu zorlukların inadına posta mükemmelen çalışıyormuş. Kitapta yazdığına göre, kâğıt darlığına rağmen Ordu Posta Hizmetleri’nin elinden haftada sekiz milyon mektup ve kartpostal geçiyormuş.
Sekiz........