Hikâye Nerede, Kültür Orada |
Bir tiyatro koltuğunda oturmayı, ışıklar sönmeden önceki o hafif uğultuyu, sahne perdesinin açılmasına saniyeler kala içe çöken sessizliği seven bir adamım. Kültür-sanatla aram bir hobi ilişkisi değil; uzun soluklu bir dostluk. O yüzden bugünlerde sıkça kurulan şu cümle beni hep irkiltiyor: “Televizyon dizileri, dijital platformlar kültürü öldürdü.” Hayır, öldürmedi. Sadece şeklini değiştirdi. Kültür zaten hep bunu yapar.
Bir zamanlar meddah vardı, sonra tiyatro salonları doldu. Radyo geldi, “insanlar artık okumaz” dendi. Televizyon çıktı, “tiyatro bitti” diye feryat edildi. Şimdi dijital platformlar var ve aynı panik yeniden sahnede. Oysa mesele araç değil; niyet ve içerik. Hikâye anlatma ihtiyacı insanın genetiğinde var. İnsan hikâyesiz yaşayamaz. Hikâye neredeyse, kültür de oradadır.
Bugünün dizileri ve yayın platformları, doğru okunduğunda, kültür-sanat saatinin düşmanı değil; aksine onun gizli müttefiki. Bir genç üç sezonluk bir diziyi soluksuz izliyorsa bu tembellik değil, anlatıya duyduğu açlıktır. O açlık iyi bir metinle, güçlü bir karakterle buluştuğunda tiyatronun,........