Çifte Standart ve Kamu Ahlakı

İstanbul’daki dava salonunda ortaya dökülenler, sadece bir şehrin değil, bir dönemin yüzünü yere eğdirecek türden. Kamu bütçesinin gölgesinde kurulan bir düzen; “tuzağa düşürüldük” diyen genç kadınların ifadeleriyle birlikte uyuşturucu testleri, HTS kayıtları, fotoğraflar ve MASAK raporlarıyla görünür hale geliyor. Bu dosya artık tekil bir skandal değil; siyaset, bürokrasi, medya, eğlence dünyası ve belediyecilik arasında kurulan ağın kirli röntgeni.

Yıllar boyunca bazı çevreler, kadın hakları, özgürlük, demokrasi ve çağdaşlık gibi kavramları ahlaki üstünlük sembolü olarak kullandı. Bu semboller üzerinden siyaset kurdular, pozisyon ürettiler, karşı tarafı yaftaladılar. Bugün aynı çevreler, genç kadınların beyanlarını, uyuşturucu kullanımını belgeleyen testleri, para trafiğini soruşturan MASAK analizlerini ve telefon görüşmelerini gösteren HTS kayıtlarını görmezden gelmeye çalışıyor. Buradaki çelişki, ideolojiden çok ahlakla ilgili. “Kadın beyanı esastır” cümlesi işlerine geldiğinde hukuka, gelmediğinde komplo teorisine dönüşüyorsa, sorun kadınların beyanında değil; beyanın hedefinde kimin olduğuna göre değişen vicdani ayarlarda.

Bu dosya halen devam eden bir yargı sürecinin parçası. Mahkeme kararı çıkana kadar herkes masumiyet karinesine sahip, bu önemli. Ancak bu kadar farklı veri –HTS, MASAK, test sonuçları, fotoğraflar– aynı dosyada buluşmuşsa, ortada küçümsenecek bir tablo yoktur. Suç varsa........

© Diriliş Postası