SİNEMADA BEKLEME DUYGUSU ÖLDÜ
Bazı eski filmleri bugün tekrar izlediğinizde garip bir şey fark ediyorsunuz. İnsanlar acele etmiyor. Bir telefonun çalmasını gerçekten bekliyorlar. Bir trenin gelmesini, birinin kapıyı açmasını, bir karakterin karar vermesini… Kamera o anın üstünde kalıyor. Çünkü gerilim sadece olayda değil, olay gelene kadar geçen sürede kuruluyor.
Bugünün sineması ise beklemeye tahammül edemiyor. Daha sahne başlamadan müzik yükseliyor, kamera hareketleniyor, biri konuşmaya başlıyor. Seyircinin dikkatini kaybetmekten korkan bir anlatım dili oluştu. Oysa sinema biraz da bekleme sanatıdır. Hatta bazen bir karakterin pencereye bakarken geçirdiği birkaç saniye, on sayfalık diyalogdan daha fazla şey anlatır.
Eski gerilim filmlerini düşünün. Bir koridorun ucundan gelen ayak sesi bile dakikalarca büyütülürdü. Zira yönetmen seyircinin zihninde boşluk bırakmayı bilirdi. Şimdi ise boşluk bırakmak yerine her saniye........
