HİKAYE DEĞİL, DUYGU İKLİMİ
Sinema uzun süre hikâye anlatma sanatı olarak tanımlandı. Güçlü senaryolar, sürükleyici olay örgüleri, zekice kurulmuş finaller… Bunlar bir filmin değerini belirleyen ana ölçütlerdi. İzleyici salondan çıktığında filmi, yaşanan olaylar üzerinden hatırlardı.
Bugün ise başka bir şey oluyor. Filmler artık olaylarıyla değil, bıraktıkları hisle hafızalarda yer ediniyor. Hatırlanan şey çoğu zaman bir sahne bile değil, bir ağırlık, bir huzursuzluk, bir sıkışmışlık duygusu. Anlatılan hikâyeden çok, filmin içinde dolaşan ruh hâli kalıyor akılda. Zira artık hikâye değil, duygu iklimi başrolde.
Bu değişim, sinemanın anlatım dilinde sessiz ama köklü bir kırılmaya işaret ediyor. Olay örgüsü geri plana çekilirken atmosfer, ton ve duygusal yoğunluk öne........
