Şehirde Sanat, Sofrada Hafıza

Bir ülkenin tadına dair

Bir ülkenin mutfağı, tariflerden ibaret olmasa gerek; hafızadan, tekrar edilen ritüellerden ve kaybolmaması için gösterilen bilinçli çabalardan gelen büyük bir katkı var. Gastronomi dediğimiz şey de işte tam olarak burada başlar: Yemeğin kendisinden çok, onun etrafında kurulan anlam dünyasında.

İki büyük proje

Son günlerde iki farklı alanda hayata geçirilen iki ayrı proje, bu ortak hafızaya dikkat kesilmemizi sağlıyor. Biri şehirde, kamusal alanda karşımıza çıkıyor; diğeri sofrada, sessiz ama derin bir anlatıyla… Sütaş’ın 50. yılı kapsamında sanatla buluşturduğu ikonik inek figürleri, kentin aceleci insanına küçük bir durak ve tebessüm armağan ederken; 1888’den bu yana İstanbul’da ayakta duran Hacı Abdullah Lokantası’nın “kaybolan lezzetler” odağında başlattığı çalışma, mutfak hafızasının sözle, tatla ve tanıklıkla yeniden kayda geçirilmesini amaçlıyor.

İlk bakışta birbirinden uzak görünen bu iki girişim, aslında aynı soruya cevap arıyor: Bir tat, bir imge, bir gelenek kaybolmadan nasıl yaşatılır? Biri sanatı sokağa indirerek, diğeri yemeği anlatıya dönüştürerek… Her ikisi de gastronomiyi tüketilen bir deneyim olmaktan çıkarıp, kültürel bir sorumluluk alanına taşıyor.

Şehirde bir tebessüm

Sütaş, yarım asırlık yolculuğunu bir yıl dönümü olarak değil de ortak bir hafıza ve neşe alanı olarak kutluyor. 50. yılı kapsamında BASE iş birliğiyle hayata geçirilen “Dikkat İnek Çıkabilir!” projesi, markanın hafızalara kazınmış inek figürlerini sanatçıların özgün yorumlarıyla şehir yaşamının tam ortasına taşıyor. İlk durağı Galataport İstanbul olan bu açık hava sergisi, 2026 yılı boyunca Türkiye’nin farklı kentlerinde kamusal alanlara renk, estetik ve iyimserlik katmaya hazırlanıyor.

Dikkat İnek Çıkabilir!

Yıllardır Sütaş’ın iletişim dilinin neşeli anlatıcıları olan o ikonik inekler; bu kez uçmuyor, dans etmiyor, reklam karesinde kalmıyor. Şehrin kaldırımlarında, meydanlarında, gündelik hayatın akışı içinde karşımıza çıkıyor. Türkiye’nin 20 farklı ilinden yüzlerce başvuru arasından seçilen 50 sanatçının tasarladığı heykeller, Sütaş’ın “doğal, samimi ve mutlu” dünyasını her bir sanatçının kişisel bakışıyla yeniden yorumluyor. 23 Aralık–5 Ocak tarihleri arasında Galataport İstanbul’da sergilenen çalışmalar, sonrasında bir yolculuğa çıkıyor. Her durakta kentin ritmine karışarak, aceleye kapılmış şehir insanına kısa bir durak, küçük bir tebessüm ve iyi gelen bir an armağan etmeyi amaçlıyor.

Çiftlikten Kalplere

Açılışta konuşan........

© Diriliş Postası