İstanbul’da Uygur Sofrası |
Geçmişin sofrası ama bugünün lezzeti
Geçtiğimiz hafta akupunktur uzmanı Doktor Nur Muhammed Uyguroğlu hocam ile Uygur mutfağını yakından tanıma fırsatı buldum. İlk durağımız Sümer Mahallesi'ndeki Huzur Çay ve Taamları, ikinci durağımız ise Cevizlibağ Avrupa Konutları Kale Topkapı'da hizmet veren Turfan Lezzet Sofrası oldu. Her iki mekânda da tattığım yemekler, Uygur mutfağına dair beklentimin çok üzerinde bir gastronomi deneyimi sundu.
Uygur mutfağını keşfetmek
Doğrusu, Uygur mutfağının bu kadar zengin ve Türk damak tadına bu denli yakın olduğunu görmek benim için hoş bir sürprizdi. Aslında Uygur mutfağı, Orta Asya ve Türkistan coğrafyasının yüzyıllar boyunca şekillenen ortak yemek kültürünün önemli temsilcilerinden biri. Hamur işleri, et yemekleri ve baharatların dengeli kullanımı, bu mutfağa kendine özgü bir karakter kazandırıyor.
Tandırda pişen samsa, el emeğiyle hazırlanan laghman, birbirinden farklı mantı çeşitleri, etli ve havuçlu polo pilavı, çöçüre ve daha pek çok lezzet hem doyurucu hem de geleneksel mutfak anlayışını başarıyla yansıtıyor. Sofraya gelen her tabakta emeği, ustalığı ve köklü bir kültürün izlerini görmek mümkün.
Farklı mutfakları keşfetmeyi sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Türk mutfağıyla tarih boyunca aynı kültürel iklimi paylaşan Türkistan'ın bu zengin lezzetleri, yabancılık hissi uyandırmıyor; aksine ilk lokmadan itibaren tanıdık bir sıcaklık bırakıyor. Bazen yeni bir mutfağı tanımak, aslında köklerimizden gelen ortak bir sofrayı yeniden keşfetmek anlamına geliyor. Uygur mutfağı da bu keşfi fazlasıyla hak ediyor.
Turfan Lezzet Sofrası, Cevizlibağ
İstanbul, yüzyıllardır farklı medeniyetlerin, kültürlerin ve mutfakların buluştuğu bir şehir. Bu zenginliğin en güzel örneklerinden biri de Zeytinburnu Cevizlibağ'da, Avrupa Konutları Kale Topkapı'nın altında hizmet veren Turfan Lezzet Sofrası. Buraya adım attığınız anda, İpek Yolu'nun kadim duraklarından yükselen baharat kokuları, el emeği hamurlar ve tandır geleneği misafirlerini sessizce karşılıyor. Burası, yemek sunan bir restoran olmanın ötesinde, Doğu Türkistan'ın kültürel mirasını yaşatan sıcak bir buluşma noktası.
Bu güzel mekânın kurucusu Ebubekir Bey, yaklaşık beş altı yıl önce Doğu Türkistan'dan Türkiye'ye gelerek 1 yıl önce de bu restoranı kuruyor. Memleketinde başarılı bir iş insanı........