DEĞİŞİMİN HIZINDAN KAÇARKEN KENDİMİZE RASTLAMAK |
Değişim, yaratılışın ta kendisidir; akan su gibi, esip geçen rüzgar gibi, tohumdan fidana uzanan hayat gibi.
Ama bu çağın değişimi başka türlü bir acelecilik taşıyor içinde; koşturur gibi, soluksuz, durup nefes almadan, geride ne bıraktığına bakmadan.
Öyle bir hız bu ki, dünün hatıraları bugünün yabancısı oluyor; çocukluğumuzun sokakları, o sessiz akşamüstleri, o yavaş akan zamanlar birer sürgün belleği gibi duruyor şimdi içimizde.
Yaşlandık belki; ama asıl mesele yaşlanmak değil, değişimin bizi geçip gitmiş olması.
Heyecan verici bir şey bu hız, şüphesiz; nereye varacağını merak ettiriyor insanı, hangi ufka açılacağını düşündürüyor.
Lakin aynı zamanda tedirgin ediyor da; çünkü değişen sadece araçlar, usûller, teknikler değil artık; insanın özü, fıtratı, insan oluşunun temeli de değişiyor, aşınıyor, yok oluyor.
İnsanı insan........