Devlet-i Ebed Müddet: Söğüt’ten Cumhuriyet’e Kesintisiz Büyük Yürüyüş

​Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son konuşması, sıradan bir siyasi hitabetin çok ötesinde, hem içeriye hem dışarıya yönelik asırlık şifreler barındıran tarihî bir manifesto niteliğindeydi. Erdoğan, Söğüt’ün bağrından çıkan ve 3 kıtada, 7 iklimde adaletle hüküm süren Osmanlı Çınarı’ndan bahsederken, aslında bir geçmiş muhasebesi yapmıyor; tam aksine, Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünkü ve gelecekteki küresel konumunun kodlarını veriyordu.

​Bu konuşmayı dostun da düşmanın da çok iyi analiz etmesi gerekiyor. Ancak Cumhurbaşkanı’nın da altını çizdiği gibi, belki de en çok dostların kulak kesilmesi şart. Çünkü bu sözler, sadece bir beka savunması değil; küresel nizamın yeniden kurulduğu bu kritik eşikte, Türkiye’nin üstleneceği yeni kurucu rolün ilanıdır. ​Değişen İsimler, Baki Kalan Ruh: Devlet-i Ebed Müddet ​Erdoğan’ın şu vurgusu, Türk devlet felsefesinin en temel omurgasını oluşturuyor: ​"Türkiye Cumhuriyeti bizim bu topraklarda kurduğumuz ilk değil, en son devletimizdir. Kurduğumuz devletlerin adları ve yöneticileri zamanla değişmekle birlikte ebed müddet vasfı her zaman baki kalmıştır."

​Bu cümle, bin yıllık devlet aklının........

© Diriliş Postası