Kitabı duvara fırlatasım geldi! |
Hikâye bir komedi kulübünde tek kişilik gösteri yapan şovmenin açılış hitabıyla başlıyor: “İyi akşamlar, iyi akşamlar! Muhteşem Sezariye şehrine iyi akşamlar dilerim!” Evet, şaka daha ilk cümleden başlıyor; çünkü orası Sezariye değil Netanya…
Bildiğimiz şovların bir parçası olarak espriler, şakalar, göndermeler, fıkralar peşi sıra geliyor. Oraya para verip gelen ve gülmekten başka amacı olmayan insanları yakalamak, onları sıkmadan bunaltmadan masada tutabilmek gerçekten kolay değil.
İsrailli muhalif yazar David Grossman, –yazının sonunda bu konuya dair bilgi yer alıyor- “Bir At Bara Girmiş”te sahnede çırpınıp duran bir adamın; Devolah’ın şovuna götürüyor bizi. Devolah, sergilediği performansla zaman zaman kaybettiği seyirciyi geri kazanmak için türlü türlü yollara başvuruyor ve bunların genelinde başarılı oluyor.
Yazarın İsrailli olması, olayın ve anlatılan her şeyin İsrail’de geçmesi şüphesiz bazı önyargıları da beraberinde getiriyor. Bu nedenle kitabı okuyup okumamakta ve daha sonrasında da inceleme yazıp yazmamakta tereddüt ettim. Ancak yazarın İsrail’in hiç vazgeçmediği baskıcı politikasına karşı geliştirdiği muhalif kimlik ona bir şans vermemde etkili oldu. Hemen belirtmeliyim ki 2017’de Man Booker Uluslararası Ödülü almış olması açıkçası beni hiç etkilemedi. Ödüllü şeylerden uzak durmam gerektiğini sanatsal Türk filmlerinden öğrenmiştim.
Her sayfada kontrol noktasından geçiyor gibiyim
Okurken dikkatimi en fazla çeken şey güvenlik öncelikli esprilerdi. Sayfalar arasında ilerlerken kontrol noktalarından geçtiğimi hissettim. Sürekli asker, silah, kamp gibi kelimeler kullanılarak espriler türetiliyor ve herhalde İsrailliler bundan çok hoşlanıyor; ya da alışmışlar, bunu bekliyorlar. Benim açımdan ise bu durum epey can sıkıcı. Belki bunlarla yaşamaya alışmış ve bunları doğal gören İsrailliler için normal olabilir. Ama ne mal olduklarını bildiğim için hiçbirinde mizah unsuru göremedim. Özellikle 7 Ekim 2023 sonrası duymaktan iyiden iyiye bıktığımız ve artık tiksindiğimiz İsrail’e ait şeyleri bir de burada görmek yok mu? Yoav, Netanya, Ariel, Holokost, Ağlama Duvarı v.s. Kitabı duvara fırlatasım geldi resmen.
İki ana karakterin tekrar buluşma öyküsü pek o kadar ilginç değil ama teknik açıdan çok gerekli. Bunları birinin anlatması gerekiyordu değil mi? Stand-up’çı en son 43 sene evvel görüştüğü çocukluk arkadaşına bir şekilde ulaşıyor ve ona şovuna gelip kendisini izlemesini ve değerlendirmesini rica ediyor. Artık emekli bir hâkim olan Avishai Lazar, çocukluk arkadaşının ricasını kerhen kabul ediyor. Şimdi sahnede yan rollerdeki seyircilerle beraber iki ana karakteri beraber takip ediyoruz. Başlangıç büyük bir hayal kırıklığı… Anlatıcı berbat esprilere gülmüyor ve hatta kalkıp gitmeyi dahi düşünüyor. Sahnedeki ise........