YEREL SEÇİMLER İPTAL Mİ EDİLECEK? |
Siyaset bazen yenilgiyi kabullenme erdemiyle büyür… Ama bazen de yenilgiyi kabullenemediği için küçülür.
Bugün konuşulan iddia, Türkiye siyasetinin en kritik kırılma noktalarından birine işaret ediyor: Kemal Kılıçdaroğlu’nun, kurultay sürecine ilişkin “mutlak butlan” kararı çıkması halinde yerel seçimlerin iptalini isteyebileceği iddiası…
Bu sadece bir kulis bilgisi değil. Bu, doğrudan demokrasinin ruhuna dair bir tartışmadır.
Çünkü mesele bir parti içi kavga değil artık. Mesele, sandığın meşruiyetidir.
Ankara kulislerinde konuşulan senaryo açık: Kurultay iptal edilirse, sadece parti yönetimi değil, o yönetimin belirlediği adaylarla kazanılan belediyeler de tartışmalı hale getirilecek… Hatta YSK’ya başvurularla yerel seçimlerin yenilenmesi talep edilebilecek.
31 Mart seçimlerinde milyonlar sandığa gitti. Oy verdi. Tercihini yaptı. Sonuç ortaya çıktı.
Şimdi siz çıkıp, “Parti içi süreç tartışmalıydı, o yüzden o seçim de tartışmalı” derseniz, bu sadece CHP’nin iç meselesi olmaktan çıkar. Bu, doğrudan seçmenin iradesine müdahaledir.
Türkiye bu filmi daha önce gördü.
1960 sonrası vesayet dönemlerinde, 1990’larda parti kapatma furyalarında, hatta 28 Şubat sürecinde…
Sandık sonuçları beğenilmeyince, başka yollar devreye sokuldu.
Ama her seferinde bedel ağır oldu.
Çünkü demokrasinin en temel kuralı şudur: Sandıkta kaybettiğini, masa başında geri alamazsın.
Eğer bugün bir siyasi aktör çıkıp, dolaylı ya da doğrudan “seçimi iptal ettirebiliriz” fikrini tartışmaya açıyorsa, bu Türkiye’de siyasetin geldiği noktayı gösterir. Ve bu nokta sağlıklı değildir.
Daha da tehlikelisi şu…
Bu tartışma sadece bir ihtimal olarak bile konuşuluyorsa, bu bile siyasi aklın savrulduğunu gösterir. Çünkü böyle bir adım atıldığı anda, Türkiye’de hiçbir seçimin sonucu tartışmasız kalmaz.
Bugün yerel seçim, yarın genel seçim… Sonra ne?
Her kaybeden, “hukuki bir yol bulup seçimi iptal ettirelim” derse, ortada seçim diye bir şey kalır mı?
İşte asıl kriz budur.
CHP içindeki güç mücadelesi, artık parti sınırlarını aşmış durumda. Bu tartışma, Türkiye’de demokrasinin sınırlarını test eden bir noktaya gelmiştir.
Eğer siyaset sandığı tartışmaya açarsa, millet de siyaseti tartışmaya açar.
O yüzden mesele basit değil. Bu bir........