HAL YASASI İÇİN TAM ZAMANI
Mesele artık domatesin, biberin, patatesin kaç liraya satıldığı meselesi değil. Mesele, milletin sofrasına gelen ürünün fiyatını kimin, nerede ve hangi yöntemle belirlediği meselesidir.
Çünkü gıda fiyatı sıradan bir ticaret başlığı değildir. Enflasyon algısını etkiler, mutfağın huzurunu bozar, dar gelirlinin cebini yakar ve sonunda siyasete kadar uzanır. Bu nedenle gıda arzı ve fiyatları, kötü niyetli ellerde ekonomik bir silaha bile dönüşebilir.
Bugün önümüzde duran Vergi Denetim Kurulu raporları işin ne kadar vahim noktalara ulaşabildiğini gösteriyor. Çiftçiden 6-8 liraya alındığı beyan edilen mandalina, müstahsil makbuzunda 28 liraya çıkıyor, ardından ortalama 31,82 liraya satılıyor. Başka bir örnekte çiftçi mandalinayı 12 liraya sattığını söylüyor. Makbuzda 31,48 lira yazıyor, şirketin ortalama satış fiyatı ise 31,65 lira. Gerçekte yaklaşık 20 liralık fark var ama kâğıda baktığınızda şirket sanki 17 kuruş kazanmış!
Dahası var. 200 ton limon ürettiğini söyleyen çiftçinin adına 633 tonluk makbuz düzenlendiğine ilişkin bulgular var. 60 ton sarımsak üreten kişinin adına 800 tonluk belge oluşturulmuş. Ürün satmadığını söyleyenlerin adına makbuz var. Çiftçilik yapmadığını söyleyenlerin adına makbuz var. Daha da inanılmazı, hayatını kaybetmiş insanlar adına düzenlenmiş müstahsil makbuzları var.
Demek ki mesele yalnızca market rafında başlamıyor. Fiyat daha tarladan çıkarken, kâğıt üzerinde şişirilebiliyor.
Soğan fiyatları bir anda Türkiye’nin en önemli siyasi tartışmalarından birine dönüşmüştü. Depolar konuşuluyor, ürünün piyasaya yeterince sürülmediği, stokçuluk ve spekülatif fiyat hareketleri tartışılıyordu. Devlet depolara girdi, denetimleri artırdı. Ardından tanzim satış noktaları kuruldu;........
