FURKAN TORLAK NEDEN HEDEF? |
Siyasette bazen tek bir fotoğraf, bin manşetten daha fazla şey anlatır. Ve bazen bir kare, aslında kimin neden telaşlandığını ele verir.
Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek görevi devralırken yanında kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim vardı: Furkan Torlak. Öyle sıradan biri değil. İletişim Başkanlığının en etkili birimi olan Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’ni, en zor zamanlarda yönetmiş etkili bir bürokrat..
Ve o kare yayıldıktan sonra özellikle CHP medyasında bir garip huzursuzluk başladı.
Hatırlayalım…
Son dönem yapılan uyuşturucu operasyonları sırasında bir gazete haberinde ismi iddialar arasında geçti diye, Furkan Torlak hiç tereddüt etmeden görevinden istifa etti. Ortada hakkında açılmış bir soruşturma yoktu. Dosyalarda adı yoktu. Resmî bir isnat yoktu. Sadece bir gazete haberi.
Ama “kurumum yıpranmasın” diyerek kenara çekildi. Gönüllü olarak teste girdi. Sonuçlar negatif çıktı. Bunu da ilgili makamlara iletti.
Türkiye’de bürokrasi tarihinde kaç örnek sayabilirsiniz böyle? Henüz hakkında resmî bir işlem yokken, sırf gölge düşmesin diye koltuğunu bırakabilen kaç isim var?
Bu duruşu daha önce birlikte yazmıştık. İlke ile refleks arasındaki farkı konuşmuştuk. İşte o Torlak’ı dün Adalet Bakanı Gürlek’in hemen yanında gördük..
Asıl mesele şu:
Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaptığı dönemde özellikle Ekrem İmamoğlu soruşturması ve bağlantılı dosyalarla ilgili son derece kapsamlı bir süreç yürüttü. O dönem hatırlayın; her operasyon sonrası aynı ezber tekrar ediliyordu:
“Dosya içi boş.”
“Bir şey çıkmayacak.”
“Bu iş buraya kadar.”
Hatta daha ileri gidilip Cumhurbaşkanı’nın Gürlek’e sözde tepki gösterdiği yönünde senaryolar dolaşıma sokuldu. İddia değil, açık manipülasyon.
Tam o süreçte Ankara’dan başka bir hat çalışıyordu: Dezenformasyonla Mücadele Merkezi. Furkan Torlak’ın liderliğinde, iddiaları çürüten belgeler, teknik açıklamalar ve resmi veriler adeta seri atış halinde yayımlanıyordu.
İstanbul’da hukuki süreç yürürken, Ankara’da algı operasyonuna karşı savunma hattı kuruluyordu.
Şimdi o iki isim aynı karede.
Ve bazı medya organlarının birdenbire “rahatsız” olması gerçekten şaşırtıcı mı?
Bir düşünelim…
Eğer gerçekten “dosyalar içi boş” ise,
Eğer gerçekten “hukuki dayanak yok” ise,
Eğer gerçekten “bu süreçler çökecek” ise,
O halde bu fotoğraf niye bu kadar rahatsız etti?
Akın Gürlek artık bir başsavcı değil. Türkiye Cumhuriyeti’nin Adalet Bakanı. Yetki alanı, etki gücü ve sorumluluk sahası çok daha geniş.
Yanında ise, manipülasyonlara karşı kurumsal refleks geliştirmiş bir iletişim bürokratı duruyor.
Belki de bazıları için........