ABD’DEN İTHAL SCHOOL SHOOTING KiM VERDİ BU KATLİAM AKLINI?
Aynı senaryo, aynı hedef: okul. Yani en savunmasız alan, en hassas zemin, en hızlı yankı üreten nokta. Türkiye’nin alışık olmadığı bir tabloyla karşı karşıyayız ve bunu sadece “münferit olay” diye geçiştirmek, göz göre göre yeni bir dönemi ıskalamaktır. Çünkü bu tür saldırılar artık tek başına bir asayiş meselesi değil; yeni nesil bir güvenlik başlığıdır. Failin yaşı küçülüyor, motivasyon bulanıklaşıyor, ama etki büyüyor. İşte tam da bu yüzden meseleyi doğru okumak zorundayız.
Dünyanın son yirmi yılına bakın. Şiddet artık sadece örgütlerle, kamplarla, dağlarla sınırlı değil. Dijital dünyaya taşındı. İnsanların zihnine, özellikle de çocukların ve gençlerin zihnine. ABD’deki okul saldırılarının büyük kısmında faillerin sanal ortamlarda radikalleştiği ortaya çıktı. Avrupa’da güvenlik raporları, kapalı dijital gruplarda örgütlenen, yönlendirilen gençlerden bahsediyor. 2019’daki Christchurch saldırısında failin yaptığı şey, sadece silah kullanmak değildi; internet üzerinden bir etki dalgası üretmekti. Bu yeni modelin adı kondu: yalnız kurt. Ama bu kurt artık gerçekten yalnız değil. Arkasında görünmeyen bir dijital ekosistem var.
Şimdi soruyu doğru soralım. Bu çocuklar bir anda mı değişti? Bu öfke, bu şiddet eğilimi, bu kopuş kendiliğinden mi oluştu? Yoksa bir yerlerde, birileri bu zemini mi hazırladı? Dijital platformlar dediğimiz şey, masum birer eğlence alanı olmaktan çoktan çıktı. Kimliksizleşmenin, yönlendirilmenin ve algı inşasının merkezine dönüştü. Çocuk, gerçek hayatta asla karşılaşmayacağı bir şiddet diliyle burada tanışıyor. Normalleşiyor. İçselleştiriyor. Ve en tehlikelisi, bunun farkına bile varmıyor.
Tarih bize şunu açıkça söylüyor: Büyük güçler sadece cephede savaşmaz. Zihinlerde savaşır. Soğuk Savaş döneminde psikolojik harp, devlet politikasıydı. Toplumları içeriden çözmek, korku üretmek, güven duygusunu sarsmak bir stratejiydi. Arap Baharı sürecinde sosyal medyanın nasıl bir kaldıraç olarak kullanıldığını dünya gözleriyle gördü. Bugün de farklı bir şey olmuyor; sadece araçlar değişti. Artık tank yok, tüfek yok. Ama ekran var. Oyun var. Sosyal medya var. Ve en kritik hedef var: çocuklar.
“Emperyalist bir operasyon olabilir mi?” sorusu bu yüzden boş bir paranoya değildir. Ama bu soruya cevap verirken aklımızı kaybetmeden konuşmalıyız. Doğrudan bir yönlendirme mi var, yoksa kontrolsüz bırakılmış dijital alanların doğurduğu bir sonuç mu? Belki de ikisi birden. Çünkü modern müdahale yöntemleri artık doğrudan değil, dolaylıdır. Ortam hazırlanır, içerik beslenir, zemin........
