menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeniden Saraybosna’da olmak

11 0
latest

Yaklaşık 30 yıldır Saraybosna’ya farklı zamanlarda gelme imkanım oldu. İlk gelişim, rahmetli yazar-mütefekkir Akif Emre ile Zenitsa, Saraybosna ve Mostar’da yakın tarihte yaşanan Bosna soykırımının izleri henüz taze iken gerçekleşti ve hüzün dolu anlar yaşadık.

Şahitlerden soykırım günlerine dair hatıralar dinledik. Tarihi şehrin üzerinde acı dolu, derin bir sessizlik vardı. Daha sonraki gelişlerim ilk edindiğim intibanın tesiri ile değişmedi. Nitekim son gelişimde yine aynı duyguyu yaşadım. Başçarşı’da dolaşırken insanların yüzlerine dikkatle baktım, yine aynı duygu var mı diye? Yeni neslin bir kısmı çağın rüzgarına kendini kaptırmış, bir eğlence havasında… Ama orta yaş ve üstünün üzerinde o vakur ama derin hüznü gördüm.

Her gelişimde Saraybosna’nın sembollerinden olan Sebile ve onun etrafını kuşatan güvercinlere selam veririm. Yine öyle yaptım. Bu Sebil’in olduğu yer bana Saraybosna’nın giriş kapısı gibi geliyor.

Turistlerle dolu Başçarşı canlılığını koruyor. Başçarşı’nın kalbinde Gazi Hüsrev Bey Külliyesi bulunuyor. Burada Cami, medrese, saat kulesi, türbeler, şadırvan ve etrafındaki dükkanlarla yoğun bir hayat akıp gidiyor.

Gazi Hüsrev Bey, 17 yıl Saraybosna’da sancak beyliği yaptı. Ondan önce de Osmanlı Devletinin farklı yerlerinde önemli görevlerde bulundu. Ömrü cihat etmekle geçti. Hüsrev Bey'in Babası Boşnak, annesi Türk’tür. Aynı zamanda II. Beyazıt'ın torunudur.........

© Diriliş Postası