LİDERE SAYGILIYIZ AMA ALLAH ‘TAN BAŞKA KİMSEYE EYVALLAHIMIZ YOK
Değerli dostlar, değerli okuyucular; bu bir sitem metni değil, açık bir duruş metnidir. Bu satırlar bir hatırlatmadır: Güç, sadece seçim kazanmak değildir; güç, o zaferi mümkün kılan insanı tanımak ve korumaktır. Aksi halde kazanılan her seçim, kaybedilen her insanın üstüne yazılır.
Bugün Türkiye’de bir gerçek var: Birçok kişi ekranlarda, sahada, yazıda bu iktidarı savunuyor; ama yukarıdan bakıldığında çoğu zaman “nasıl olsa kazanıyoruz” konforuyla değerlendiriliyor. Bu yaklaşım stratejik bir hatadır. Çünkü siyaset, sadece sandık günü kazanılmaz; siyaset, o sandığa giden yolda kurulan gönül bağlarıyla kazanılır. Gönlü kırılan, değersiz hisseden insanın emeği sürdürülebilir değildir.
Tarih bunun örnekleriyle dolu. Napoleon Bonaparte, en güçlü ordulara sahipken kaybetti; çünkü gücü dar bir çerçevede topladı, sahadaki insanın sesini duyamadı. Mustafa Kemal Atatürk, farklı düşünenleri dışlamak yerine sistemin içine katarak bir milletin kaderini değiştirdi. Selahaddin Eyyubi, sadece kılıcıyla değil, etrafına topladığı liyakatli insanlarla Kudüs’ü fethetti. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u sadece asker gücüyle değil, ilmi ve farklı akılları bir araya getirerek aldı. Tarih şunu söylüyor: Güç, tek başına değil; doğru insanları tanıyıp değer vermekle büyür.
Bugün de aynı eşikteyiz. Recep Tayyip Erdoğan büyük bir liderdir, bunu teslim ederim. Ama büyük liderlerin en kritik sınavı, etraflarında oluşan dar halkayı genişletebilme cesaretidir. Siyaseti birkaç ismin, birkaç çevrenin, birkaç “ekibin” alanına hapsetmek; görünmeyen ama gerçek olan enerjiyi dışarıda bırakmaktır. Bu ülke sadece belirli çevrelerden ibaret değildir. Bu devlet, kimsenin özel mülkü değildir.
Ben burada kendim için........
