Şahsız taht: İran’ın imtihanı |
İran bugünlerde isyan noktasına evrilen ciddi protestolarla sınanıyor. 2009’daki Yeşil Hareket ve 2022’deki Mahsa Amini protestolarıyla aşınan rejim duvarı, şimdi bir kez daha sallanıyor. Başarı sağlanır mı, sağlanmaz mı bunu zaman gösterecek; ancak her halk hareketinin bardağı taşıran son damlaya hizmet ettiği aşikâr. Nitekim rejim ne kadar güçlü olursa olsun, sokaktaki sesler er ya da geç fildişi kulelere ulaşır.
2009’da “seçim hilesi” gerekçesiyle başlayan gösteriler de, 2022’de “kadın ve özgürlük” temalı yürüyüşler de bastırılmış olabilir; ancak her ikisi de toplumsal hafızaya ve rejimin ajandasına kazınmıştır.
***
Bugün ekonomik krizle başlayan, kısa sürede rejim karşıtı bir isyana dönüşen protestoları önceki dalgalardan ayıran birkaç önemli unsur var: gösterilerin ülke sathına yayılması, toplumun hemen her kesiminden destek bulması ve sosyal medyanın örgütleyici gücü.
Peki bütün bunlar neden yaşanıyor? Mesele “boş tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur” klişesiyle geçiştirilebilir mi? Rejim, karşı mitinglerle veya “dış güçlerin oyunu” söylemiyle bunu savuşturabilir mi? Güç kullanarak, kan dökerek isyan bastırılabilir mi? Kısa vadede evet; uzun vadede hayır. Çünkü rejimle halk arasındaki bu yabancılaşma ve çekişme, er ya da geç rejimin geri adım atmasıyla sonuçlanır. Zira “gücün güçsüzlüğü, salt güce dayanmasıdır.” Halktan meşruiyet devşiremeyen -dikkat edin, yasal demiyorum- hiçbir iktidar sonsuza dek ayakta........