menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mazlum’u getirin bana

11 0
30.12.2025

10 Mart’ta Suriye merkezi hükümeti ile SDG arasında imzalanan mutabakatın ne söylediği aslında çok açıktı. SDG, Şam’ın egemenliğini kabul edecek; Şam da SDG unsurlarını devlet yapısına kademeli biçimde entegre edecekti. Kâğıt üstündeki basit mesele, sahada karmakarışık bir hal aldı. Çünkü taraflar metni, aynı şekilde okumadı, hatta okumak bile istemedi. Şam için bu mutabakat, silahsızlanma ve teslimiyet; SDG içinse özerk yapının korunması ve resmiyet kazanması şeklinde yorumlandı. Yani biri devleti kurtarmaya, diğeri devleti paylaşmaya niyetlendi.

Verilen sürenin dolduğu bugünlerde açıklamalar peş peşe geliyor. Ama sahada değişen bir şey yok. Özellikle mutabakatın 4. Maddesi; yani sivil ve askerî kurumların, sınırların, havaalanlarının ve petrol sahalarının devlet kontrolüne geçmesi meselesi, SDG tarafından açıkça sabote ediliyor. Ayak diremek falan değil bu. Düpedüz meydan okuma!

Peki imzadan bugüne taraflar ne yaptı, Suriye’de neler değişti? Bu süreçte Şam yönetimi, devraldığı enkazı kaldırmaya çalışırken aynı zamanda tanınma ve dünyaya entegre olma çabalarını sürdürdü. SDG ise kazandığı zamanı gücünü tahkim etmek için kullandı; devrik rejimin sığınağı, azınlıkların........

© Diriliş Postası