menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

PEMBE İNCİLİ KAFTAN, YANİ DEVLET

3 0
latest

Üsküdar pazarında yağmurlu ve rüzgârlı bir koşturmaca vardı. Tezgâhlarda dizilmiş meyve ve sebzelerin rengârenk cümbüşü. Sokaklara yayılan işporta tezgâhlarında pişen yemeklerin, çorbaların baharat ve tereyağına bulaşmış kokusu. Gürültülü pazarlıklar, şımarık çırakların koşturmacaları. Pazar tezgâhlarının yelken bezinden yapılmış tentelerinden içeri sızan yağmurun rutubeti. Kalabalıklardan kaçan sokak kedilerinin aç karınlarını doyuran tezgâh kenarlarına atılan petrol yeşili, tuz beyazı boğaz balıkları.

Muhsin Çelebi nasırlı elleri ile düzelttiği tezgâhının arkasında küçük cezvesinde pişirdiği kahvenin eşliğinde yapıyordu kahvaltısını. Keçe kaftanının üzerine damlayan yağmur damlaları, at arabalarına koşulmuş yorgun ve hastalıklı doru atları, kahvesini pişirdiği maltızdan kopup yere düşen alev parçalarını seyretti olanca sakinliği ile. Kahvaltısındaki sıcak ekmeğin ekşiliği, uzun yollar boyunca kalbinde taşıdığı tuğranın sıcaklığı, parmağında takılı olan akik kakmalı gümüş yüzüğün soğukluğu ile geçmişte kalmıştı bugün. O geçmişte yaşanılmış sadece iki yıl. O iki yıl, payitahttan başlayıp Şah İsmail’in baharat kokan sarayınına ve nihayetinde bir Osmanlı kasabasına dönüş ile geçen iki yıl. Şahın sarayında dar bir pencereden seyrettiği yağmuru, korkudan titreyen bedestenin sıska seyisini ve çerilerini, düşündü,........

© Diriliş Postası