menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TELEVİZYON SEKTÖRÜ ALARM VERİYOR: YENİLENMEZSENİZ BİTECEKSİNİZ

44 0
22.09.2026

Yavaş yavaş yazın sonuna geldik. Tatil modu bitti, okullar açıldı. Çocukları olanlar evlatlarını okullarına gönderdi. Allah hepsine zihin açıklığı versin.

Televizyonlarda da yeni yayın dönemi başladı. Programlar birer birer ekranlara dönüyor. Fakat açık söyleyeyim: Şu ana kadar karşıma çıkanlarda “İşte bu farklı olmuş” dedirtecek yeni bir proje göremedim.

Yine bildiğimiz ekran yüzleri, yine bildiğimiz formatlar, yine yıllardır döndürüp dolaştırıp önümüze koyduğumuz içerikler...

Diziler konusunda ise artık aynı şeyleri söylemekten yoruldum. Yeni başlayan yapımlar bile birbirine benzeyen hikâyelerle geliyor. Aynı çatışmalar, aynı karakterler, aynı ilişkiler, aynı hikâye örgüleri…

İnsanın ister istemez aklına şu soru geliyor:

Senaristlerin anlatacak yeni bir hikâyesi kalmadı mı?

Ama burada önemli bir çelişki var.

Türk dizileri hâlâ dünyanın dört bir yanında satılıyor. Türkiye bu konuda gerçekten önemli bir ihracat başarısı yakalamış durumda. Ciddi gelirler elde ediliyor, Türk yapımları ülkenin tanıtımına katkı sağlıyor. Turizm açısından da dizilerin yarattığı etkinin önemli olduğu sürekli dile getiriliyor.

O zaman bu sektörü neden kendi elimizle yıpratıyoruz?

Bu sektörün ayakta kalması için senaristlerin daha cesur olması gerekiyor. Yeni hikâyeler yazılmalı, yeni karakterler yaratılmalı, farklı anlatım biçimleri denenmeli.

Çünkü bugün başarı sağlayan sektör, yarın aynı formülleri sonsuza kadar kullanarak ayakta kalamaz.

TELEVİZYONDA KEMER SIKMA DÖNEMİ BİTMİYOR

Benim gördüğüm bir başka gerçek ise televizyon kanallarının ciddi anlamda kemer sıkması.

Geçen sezon başlayan tablo hâlâ devam ediyor.

Yeni içerik üretmek istemiyorlar. Dış yapımlara yatırım yapmak istemiyorlar. Çünkü maliyetler gerçekten inanılmaz seviyelere çıkmış durumda.

Fakat bunun sonucu ne oluyor?

Yeni içerik üretilmiyor.

Eskiden reyting almış diziler yeniden ekrana getiriliyor. Eski yarışmalar dönüyor. Sabah kuşağında da akşam kuşağında da benzer bir tablo var.

“Nasılsa izleniyor” mantığıyla ekran dolduruluyor.

Ama televizyonculuk sadece ekranı doldurmak değildir.

Bir ekranı yıllarca aynı içerikle çevirebilirsiniz ama izleyiciyi sonsuza kadar orada tutamazsınız.

Kemal Sunal filmlerini bugün bile insanların büyük bir keyifle izlediği doğru. Çünkü iyi yapılmış işler zamana direniyor. Ama bunun üzerine yeni işler koyamazsanız bir sektörün geleceğini sadece geçmişin başarılarına bağlamış olursunuz.

Türk sinemasında da benzer bir sıkıntı var.

Yeni film üretimi yeterli değil. Üretilenlerin önemli bir bölümü gişede beklenen karşılığı bulamıyor. Sektör ciddi bir darboğaz yaşıyor.

Televizyon tarafında da durum farklı değil.

İZLEYİCİ ARTIK TELEVİZYONA MAHKÛM DEĞİL

Bence televizyon yöneticilerinin........

© Diriliş Postası