menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kokusu kalan zam’an’

5 0
06.02.2026

Uzun bir zamanı geride bırakmıştı…

Ya da zaman mı onu geride bırakmıştı!

Zamanda kalan her şey, bıraktıklarının ağırlığıyla eskimişti.

Sırtına çöken o tanıdık öksüzlükle elini cebine attı; avucunda soğuk anahtarlar vardı.

Bir an kapıyı açmaya tereddüt etti.

Gücü tükenmişti; duvara yaslandı, ayakta kalmaya çalıştı.

Midesinden boğazına tırmanan, sırtına çöken, göğsüne bir bıçak gibi saplanan o derin acı, bedenini değil, iradesini esir alıyordu.

Kapıyı açtığı an, sığındığı andı; aynı zamanda sınandığı.

Tutabilse eteklerine sarılacaktı belki, belki de göğsünden silkeleyip fırlatacaktı onu.

Uzun ayrılığın kayıpları, hislerini lime lime etmişti.

Geriye ne nefret kalmıştı ne öfke; yalnızca ölü bir tat…

Zaman, damla damla akmış ne bir göl olmuştu ne de güller açmıştı bahçesinde.

Kapıya sarılmak istedi.

Yaslandı, kokladı.

Anahtarı ağır ağır çevirdi.

Evin yüreğinde tüten o tanıdık kokuyu içine çeke çeke, sessizce içeri süzüldü.

Kapıyı kapattı, sırtını yasladı.

Artık her yere bakabiliyordu.

Hiçbir şey değişmemişti; bu, en çok canını acıtandı.

Otuz beş yıllık bir ayrılık mıydı bu, yoksa hiç ayrılamadıkları mıydı onu........

© Dikgazete.com