Bayramlar olsun |
Ülkü Menşure Solak yazdı;
Bayramlar olsun. Mübarek bayramlar olsun, dünyanın dört yanında. Filistin’de, Arakan’da, Türkistan’da, Bosna’da ve yurdumda. Bir Abhaz duasındaki gibi; “Allah dünyadaki bütün halklara iyilik versin, bizi de unutmasın” diyelim.
Dünya beklenen bir savaşın, beklenmeyen seyriyle meşgulken, cihad ve cengin gölgesi her ülkede başka başka açılarla düşüyor insanlığın üzerine.
Rusya, Avrupa’ya restini daha sert bir dille çekerken, İkinci Dünya Savaşı’nın etkisiz elemanı Fransa bir kez daha masadan kovuluyor. Ukrayna ise, dünya halklarına özgürlük vaad eden bir yapının vitrin yüzü olarak, kendisini Rusya’nın pençesinden kurtarabilmiş gibi İsrail’in yardımına koşuyor. “Gavurun ekmeğini yiyen, kılıcını sallar” demişler. Bunda bir gariplik yok. Garip olan Zelensky’nin İsrail’i Ukrayna kadar önemsiyor olması. Dünya genelinde ABD- İsrail ittifakına sempati azalırken, Doğu Avrupa’da ve Balkanlar’da Slav etkisi artıyor. Filler tepişirken, çimenler eziliyor. Sıradan işinde gücünde insanlar, istatistik veriler olarak birkaç saniye hatırlanıyor sadece. Bütün savaşlarda olduğu gibi… İleride, müzelerde, anma toplantılarında acıları anlatılacak olanlar arasında bile olamayanlar da var üstelik.
Geçen yıl 21 Mayıs’ta, Büyük Çerkes Soykırım ve Sürgünü’nün yıl dönümü, bir yürüyüşle anılmak istendi. Lise çağlarında çocuklar da dahil olmak üzere, birçok sicili temiz insanın gözaltına alındığı anma eyleminde yaşanan baskı, Rusya Federasyonu’nun çarlıktan kalan mirası nasıl sahiplendiğinin ve iktidarın ülkeyi nasıl yönettiğinin bir göstergesi. Bu hafta, bu eylem nedeniyle İbrahim Nagoyev, 11 yıl hapis cezası aldı. Bir sosyal medya hesabını yönettiği ve Rusya’da yasaklı olan Birleşik Çerkesya Konseyi’ne ait gönderiler paylaştığı iddia ediliyor. Doğrusu, Kuzey Kafkasya sınırları içerisinde herhangi biri, devletin, internet ağlarını nasıl bir denetim altında tuttuğunu çok iyi bilir. Sosyal medyadaki bir beğeninin bile dikkatle incelendiği bir ortamda Nagoyev’in böyle paylaşımlar yapmış olabileceğini düşünmüyorum fakat 21 Mayıs’a dair herhangi bir ileti de yasaklanmış bir yapıya mal edilerek terörizm suçu uydurulmuş olabilir. Bunun da ötesinde, Birleşik Çerkesya Konseyi’nin silahlı bir örgüt olmadığını hepimiz biliyoruz. Ortada sadece fikir ve söz var. Ve fikir yasaklamak, sözleri terörizm saymak sanırım emperyalizmin klasik bir tutumudur.
İbrahim Nagoyev’in insan hakları düşünceleri için hakları ihlal edilirken, hapishanede nasıl koşullarda tutulacağını da az çok tahmin edebiliyoruz. Daha önce defalarca gördüğümüz üzere nemli, küflü hücrelerde, yiyemeyeceği kesin olan yemekler verilip, sağlık durumu da ihmal edilerek psikolojik bir şiddetin mağduru olmaya devam edecek. Belki Zarema veya Zarifa’ya yapıldığı gibi tartaklanacak, ilaçları verilmeyecek, avukatlarıyla görüşmesi engellenecek. Allah korusun, belki Rasul Kudayev gibi fiziksel şiddete maruz kalacak.
Bütün bunların nedeni bir “silahlı eylem” değil. Bir zan!.. Zannetme hali. Stalin dönemi Rusyasında, Korelilerin öldürülmesi gibi. Nagoyev’in insan hakları, bugün diaspora Çerkeslerinin en önemli vazifesi olmalıdır. Tıpkı Ruslan Guashev gibi, halkı İbrahim’e de sahip çıkmalıdır.
Hafta, savaşların gölgesinde kalmış Kafkasya’da haklar bakımından hiçbir şeyin değişmediğini bir kez daha gösterdi. İbrahim’in ardından, Abhazya vatandaşı Timur Agrba’nın da “Şamil Basayev’i övmek” gerekçesiyle, Rus askeri mahkemesince 5 yıl 6 ay hapse mahkum edildiğini öğrendik. Bakın, bütün dünyanın kabul etmesi gereken bir gerçek var: Şamil Basayev, Abhazya’nın kurtuluş mücadelesinde savaştı ve büyük başarılar elde etti. Bu hoşunuza gitsin veya gitmesin, reddi mümkün olmayan, buz gibi bir gerçektir.
Kafkasyalılar, binlerce yıllık örf ve adetlerine göre, kendilerine yapılan hiçbir iyiliği unutmazlar. Bu onlar için onur kırıcıdır. Bir insanın örfüne uygun olarak gerçeği dile getirmesi suç sayılamaz.
Ve bir başka Çerkes Astemir Bzokhov. 11 yıldır Türkiye’de yaşıyor. Buraya gelme sebebi de gördüğü ağır işkence. Uzun süre tedavi görmüş, kendi halinde 15 yıldır yaşayıp giden bu adamcağızın birdenbire geri gönderme merkezine alınması da hayret verici bir durum. İade edilirse yine işkence göreceği, Rusya’da işkencenin sıklıkla karşılaşılan bir insan hakkı ihlali olduğu bütün dünya tarafından biliniyor.
“Günler ağır… Günler ölüm haberleriyle geliyor”.
Burada Çerkes, Çeçen bütün sığınmacılardan bir ricamı dile getirmek istiyorum: Kardeşlerim; bu ülkedeki yaşamınızı daha kolay hale getirebilmek için kardeşlik hukukumuzu hatırlayın. Çerkeslerin, Çeçenlerin, Abhazların yaşadığı illere yerleşin. Derneklere gidin. ‘Vatsap’ gruplarına katılın. Lütfen düzenli iletişim halinde olun ki, diaspora, sizden haber alabilsin. Umulur ki birinizin bir sıkıntısında hızlıca birbirimize ulaşalım. Yalnız kalmayın. Camianın dışında kalmayın.
Çerkes diasporası, bir millet bilincini elde etmek için daha çok mücadele etmek zorunda gibi görünüyor. Dağınık ve hantal yapısını kırabilmenin türlü denemeleri yapıldı. En büyük hata, günübirlik, adı var kendi yok yapılarla inancı kırmak olurdu. Bu yüzden kalabalıklar içinde sesini çatlatanlar, asla yılmamalı. Bir gün muhakkak duyulacaktır. Ben duanın gücüne iman edenlerdenim. Bu yüzden bu bayram sabahına birlik, umut ve huzur dileyerek başlayacağım. Allah, dünyanın bütün mazlum halklarına iyilikler versin, zulüm altında olanları kurtarsın ve bizi de unutmasın. Ki; O, unutmaktan münezzehtir.
Ülkü Menşure Solak, dikGAZETE.com