Yenice Köyü Köprüsü’nü kim bulacak?
Kitabenin Türkçe anlamı.
Ramazan Topraklı yazdı;
Yeñice Köyü Köprüsü’nü kim bulacak?
Bu makalenin amacı, Kemer Boğazı’ndaki ırmak üzerine kurulan tarihî Yenice Köyü Köprüsü’nün geçmişi hakkında bilgi vermek ve tarih bilgilerimizi değiştirecek olan köprü ve köprü kitabesinin bir an evvel bulunabilmesi için ilgilileri uyarmaktır. Zira Isparta DSİ 18. Bölge Müdürlüğü, Eğirdir Gölü’nü besleyebilmek için 21 Eylül 2025 tarihinde ayrılan Eğirdir ve Hoyran gölleri arasına bir kanal açmayı planlamaktadır. Böyle bir kanalın açılması sırasında göl ve taban çamuru altında kalan köprü ve diğer tarihî malzemeler bozulabilecektir. O yüzden bu iş, işin ehli olan sualtı arkeologları ve çevreci gözetiminde yapılmalıdır.
Açar Kelimler: Kemer Boğazı, Menderes, Kıral Yolu, via regia, Yenice Köyü Köprüsü, Pontogephyra, Zompos, Kibotos
2010’dan beri tam 15 yıldır, Herodotos’un zikrettiği Kıral Yolu’nun [via regia: Tarikü’l-Cadde: Anayol] Kemer Boğazı’ndaki Yenice Köyü Köprüsü’nden geçtiğini haykırıyorum. 15 yıldır sesi çıkmayan gölün sahibi Isparta DSİ 18. Bölge Müdürlüğü, iddiamızın gerçekliğini, göl seviyesinin beş m düşmesiyle, 21 Eylül 2025 tarihinde Eğirdir ve Hoyran gölleri, ikiye ayrılınca anladı [bk.R.1] ve tekrar birleştirmek için iki göl arasına bir kanal açmak istiyor. Güya bizim söz ettiğimiz iki göl arasındaki ırmak yerine, bir kanal açarak, Hoyran’dan Eğirdir Gölü’nü besleyecekmiş. Ancak DSİ 18. Bölge Müdürlüğü, Hoyran Gölü’nün kaynaklarının da kuruduğunu unutmaktadır. Bu proje, iki gölün de aynı anda yok edilmesinden başka bir işe yaramayacaktır. Bu hususu DSİ tekrar düşünmelidir. Ve illâ kanal açacaksa da, bu işi bir sualtı arkeoloğu ve çevreci gözetiminde yapmalıdır ve bu arada tarihî köprü ile tarihî yolu da bulmalıdır. Ararken de aşağıda verdiğim gibi ırmak ve köprünün tarihteki önemini nazarı dikkate almalıdır.
Kemer Boğazı, ırmak ve Yeñice Köyü Köprüsü’nün tarihçesi
Boğaz tarihte Kuwalia, Kelene [Kelainai], Âbrū Mesmâne, Kutsal Geçit, Kutsal Boğaz, Firigos Boğazı, Meltinis [Malatyalı] Boğazı, Firikya Hellespontia, Hellespontus, Kibotos ve Libotanion Boğazı gibi adlar almıştır. Nehrin ise:
Tantalos, İndos, Tanta-endia, Halis [cıαλις], Obrimas, Menderes, Sangarios, el-Battal, Kaystros, Euros, Ebros [Avrupa], Melis, Boğazın Asya Irmağı, Doğu hududundaki Megalo Potamos, Bathys Rhyax, Seha, Pisidia Antakya yanındaki Irmak, Hierus, Hyeronpotamum, Mukaddes Nehir, Âbrū Mesmâne, Siberis, Tioulos, Tearos, Almyros, Skamandros ve Kadmos gibi adları vardır. Nehrin kaynaklarına Aulokran, Aurocran ve Rhotren denilmiştir.
Köprü ise: Zompos, Kibotos, Helena Köprüsü, Pontogephyra, Lopadion yanındaki köprü, Pithekas yanındaki köprü, Pisidia Antakya yanındaki ırmağın üzerindeki köprü ve Yenice Köyü Köprüsü gibi adlar almıştır.
Firuzan Kınal, “Arzawa kıralı Uhhaluis, Ahhijawa kıralına, muahhar devirlerde İç Anadolu’yu Menderes nehri vadisiyle Ege denizine bağlayan yolların bel kemiği olan Kıral Yolu’nun yanı başındaki Millawanda şehrini vermişti” der (Kınal, 1953: 36). Arzawa, Gelendost-Ayapa Höyüğü yanı; Ahhijawa eski Eğirdir Gölü batısı, Millawanda ise Uluborlu şehir çayının Papa çayına döküldüğü yerdedir. Millawanda bilâhare Miletopolis olacaktır. Bu kayda göre Kıral Yolu’nun yerinde, Kemer Boğazı’ndan geçen ve ta Arzawa çağına kadar giden tarihî bir yol vardır [bk.Har.3].
Bize kadar, Göller Bölgesi ve bilhassa Eğirdir Gölü’nde vukûbulan coğrafî değişim bilinememiş, Halys’ten sadece Kızılırmak anlaşılmış ve hatalı olarak Kıral Yolu, Başkent Ankara’dan geçirilmiştir [bk.Har.2]. Hâlbuki tarihî metinlerde Kemer Boğazı’ndaki ırmak ve Seydişehir-Çarşamba çayı olmak üzere iki Halys daha vardır. Kanaatimce hudut nehri anlamına gelen Hitit veya Pelasg dilindeki Seha, Hellen dilinde Alys, Lâtin dilinde Halys yazılmıştır.
Har.1: MÖ 500’ler, Darius zamanına ait bir haritadır. Dikkat: Kızılırmak’ın batısı Isparda. Bu haritanın daha teferruatlısı alttaki Har.2’dir.
Har.2: MÖ 500’lerdeki tarihî coğrafya. Kemer Boğazı’ndan geçmesi gereken Kıral Yolu, hatalı olarak Başkent Ankara’dan geçirilmiştir.
Har.3: Horan ve Eğirdir gölleri, iki göl arasındaki Seha Nehri, Kıral Yolu, Pion T., Ahhijawa, Lukka, Arzawa [Apasa], İlion, Asia, tarihî kentler.
“Hellen dilinde Alys diye bir kelime yoktur. Bu adın Anadolu’lu kökenden gelmiş bir kelimenin Hellen ağzına uydurulmuş biçimi olması gerekir. Kanımca adın aslı “ışıltı, pırıltı” anlamında Alu’dur. Ancak Hitit belgelerinde sözü edilen Marassatiia ırmağının Kızılırmak olduğu sanılıyor” (Bilge Umar, 1993: 303-304, Türkiye’deki Tarihsel Adlar).
MÖ 547: Kroesus, Media imparatorluğu fatihine karşı harbettiği zaman Pteria üstüne yürümüştü. Halys'i, Kıral Yolu üzerindeki köprü olduğu aşikâr olan bir köprü ile geçmiş ve yolunu Sardis'ten Pteria'ya tevcih etmişti. Köprü, burada bir yol olduğunu ispat ettiği gibi, bu yürüyüş de, daha İranlılar Anadolu’ya girmeden evvel Kıral Yolu’nun kullanılmakta olduğunu gösterir. Halys gibi derin ve hızlı akan bir nehrin üstüne köprü kuracak kadar bir medeniyetin mühendislik kabiliyetinin Anadolu’da milâttan 5,5 Asır önce bulunabilmesi dikkate şayandır. Romalılar devrine kadar böyle bir kabiliyetin olmadığını korkmadan iddia edebiliriz. Köprüsü olan nehir yalnız Halys’di, diğerleri sandalla geçiliyordu (Ramsay, 1960: 29, 31-32). Firuzan Kınal da, yolun tarihini Arzawa devrine kadar götürmektedir.
MÖ 470’ler: Serhas [Xerxes], Krıtella’da [Karaman civarı] toplanan kara ordusuyla önce Halys’i [Seydişehir-Çarşamba çayı] geçti ve Firikya içinde yürünerek Kemer Boğazı’ndaki Kelene’ye [Kelainai] vardı; buradan da Kemer Boğazı’ndaki Menderes’i geçerek Sardes üzerine yürüdü (Herodotos, VII. 26).
MÖ 401: Köprü, Kemer Boğazı’ndaki ırmak üzerindeydi ve büyük ihtimal de ağaçtandı. Burada bir taş köprü olsaydı; “Marsyas’ın eni 25 ayak” diyen Ksenofon bundan bahsederdi. “Köprüsü olan nehir yalnız Halys idi” cümlesi, ancak böyle anlamlı olur; zira Halys üzerine köprü kurabilen bir medeniyet, diğerleri üzerine de kurardı. Ayrıca Ramsay, [1960:235]’de ilk köprünün, yan yana dizilmiş kayıklardan yapıldığını söyleyerek kendisiyle çelişmiştir. “Thales, ırmağı ordunun solunda görüyordu; sağından da akıttırdı” ifadesi, ne Çarşamba çayına, ne de Kızılırmak’a uyar. Çarşamba çayı ve Kızılırmak, Sardes’ten doğuya yürüyen bir ordunun sağında kalır. Herodotos’un kaydına uyan yegâne ırmak, Kemer Boğazı’ndaki Halys’tir. Herodotos’a göre “Kroesus, Halis kıyılarına vardığı zaman askerlerini mevcut köprülerden geçirmiştir” (I-75). Köprü, ilk defa 562’de Justinian tarafından taş-kemer tarzında yapılacak ve fay hattı üzerindeki taş köprü, bölgedeki her deprem sırasında da yıkılacaktır.
MÖ 333: İskender, Ağlasun, Dinar [Dinias], İleydağı [Khelidonia] üzeri Uluborlu’ya geldi. Virjin mabedinde kurban kesti; Lampsakos halkının Pers yanlısı olduklarından şüpheleniliyordu; öfkeyle onlara büyük zarar vermekle tehdit etti. Onlar, aracılık etmesi için Lampsakoslu Anaksimenes'i gönderdiler. İskender, Kemer Boğazı’nı geçerek, “her yanı dik bayır Kelene Hisarı” [Arrianos, 1945: 66] önüne geldi ve burada on gün kaldı. Depremde yıkılan şehre para yardımı yaptı. Tekgöz Antigones’i, 1500 askerle bırakarak, Şarkikaraağaç ve Ilgın üzerinden Gordion’a gitti.
MÖ 270’ler: Selefkos kıralı Soter Antiokus, önce Yalvaç-Antakya’yı kurdu. Boğaz’ın 6 km güneyi Magnesia’da oturan Magnetleri burada iskân etti. Bilâhare burada anası Apama adına Apameia’yı kurdu ve Kelene’de oturanları da burada iskân etti. Strabon’a göre Türk olduğu sanılan Apama, Gelendost Ayapa Höyük’te yatıyor olmalıdır.
MS 46: Pavlos ve Barnabas, Efes [Gelendost Ayapa Höyük], Laodikya [Eğirdir], Sart [Barla], Apameia, Thyateira [Pelopeia, Semiramis, Arkadiopolis], Boğaz’ın şarkı, Pergamus [Gaziri Ad.] ve Antakya’da [Yalvaç] yedi cemaat [kilise] kurdular. Yahudiler, Paul ve Barnabas’ı, Yalvaç’ta taşladılar; Habib-i Neccar’ı öldürdüler. İki havari, Karaman yanındaki Derbe’ye gitti.
380’ler: İmparator Teodosius’a ]379-395] Halys üzerine köprü yapılması için bir dilekçe verilir (Ramsay, 1960: 78). Halys’in, Caesareia ile Galatia, Paphlagonia ve Helenopontus vilâyetleri arasındaki muvasalayı kestiğinden bahsedilir. Bundan bahseden tek muharrir Tillemont'tur, o da mektubun manasını yanlış anlamış, sellerin yıktığı köprünün yeniden yapılması isteniyor sanmıştır” (Ramsay, 1960: 282). Tillemont doğru anlamıştır. Ramsay, coğrafî değişimi bilmediği için yanılmıştır.
562: Justinian, yan yana dizilmiş kayıklardan ibaret ve sellerin sık sık bozduğu eski bir köprünün yerine [Boğaz Köprüsü] Pontogephyra’yı yaptırdı. Köprü yapılırken Justinian, nehrin yatağını değiştirdi (Ramsay, 1960: 235). Ritter, Pontogephyra ile Zompi’nin aynı köprü olduğunu söyler (Ramsay, 1960: 236). Halys geçidini muhafaza için köprünün yanında bir kale [Miryokefalon, Meltinis] olduğuna şüphe yoktur (Ramsay, 1960: 240, bk. Kitabe). Ramsay, burada Tillemont’u haklı çıkarır.
Pahimeris hakiki adının Pontogephyra olduğunu, Sangarios yatağını değiştirdiği için köprünün Sangarios üstünde değil, Melas denilen küçük bir dere üstünde bulunduğunu söyler. Aynı hataya Cedrenus ile Theophanes de düşmüşlerdir. Agathias bu köprü için bir epigram yazmıştı; bunu Zonaras ile Konstantin Porphyrogenitus, kendi eserlerinde tekrar etmişlerdir; hatta Konstantin epigramı aldığı vesikayı yanlış anlayarak bunun köprüdeki bir taşın üstünde mahkûk olduğunu iddia eder. Aynı hata birçok kimse tarafından tekrar edilmiştir (Ramsay, 1960: 236). Hataya düşen Ramsay’dır. Agathias, Theophanes ve Cedrenus, bölge insanları olup, doğru diyorlar. Kitabe bulununca Porphyrogenitus’un da doğru söylediği anlaşılacaktır.
610: İmparator Herakleios, doğu seferlerinde Kemer Boğazı’ndaki Zompos köprüsünden geçmiştir.
905: Müslüman Samonas, kaçışı sırasında Halys’i geçmek isterken köprüde yakalandı (Ramsay, 1960: 239).
1056: İmparator, Chrysopolis’i geçerek İzmit’e ulaştı; oraya varınca adamlarını göndererek Sangarios nehrinin üstündeki köprüyü yıktırdı; böylelikle Komnenos’un onlara yaklaşması kolay olmayacaktı (Skylitzes, 216: 210).
1071: Romen Diyojen Malazgirt Seferinde Zompos Köprüsü’nden geçtikten sonra Halys’i [Çarşamba çayı] geçti. Diyojen, 1068 / 1069 Seferlerinde de bu köprüden geçerek doğu saferlerine gitmişti (Attaleiates, 2008: 151).
1074: Âsi Roussel ile Kayser John Doukas, Zompos köprüsünde karşılaştılar (Bryennios, 2008: 87).
1085’ler: Rumlar köprüde Muhammed İlhan’ın tuzağına düştüler; çoğu kılıçla öldürüldü ve çoğu da ırmakta boğuldu. Orada “Büyük Konstantin onuruna yaptırılmış bir kilise vardı; köprünün hâlâ taşıdığı Helena adı buradan gelir” (Anna, 1996: 208-209). Süleymanşah, Hatay-Antakya’ya giderken Uluborlu ovasını İlhan’a emanet etmişti.
1115: Üç gün sonra, aynı yoldan geriye döndü, Lopadion Köprüsünün beri yanına vardı (Anna, 1996: 480).
1116: İmparator ise ordusunun ana bölümüyle birlikte Pithekas yakınındaki köprüye ulaştı (Anna, 1996: 487).
1117: Zompe köprüsünü geçerek, Monolykos'la birleşmek isteyen kalabalık bir ordu gördü (Anna, 1996: 490).
[Tarih?]: Kaystros'un [Skamandros] üstünde, Galesion dağına doğru bir köprü vardı (Ramsay, 1960: 118). Bu, Yenice Köyü Köprüsü olup, Efes’in kuzeyindeki Galesion/ Gallesion ise, Çirişli Dağı’dır [bk.Har.3].
1148 Ocak: II. Haçlı Seferi: “Hâlbuki [Türkler], Haçlıları, Pisidia Antakyası yanında, nehrin üzerindeki köprüye ulaşıncaya kadar izlediler. Burada iki taraf arasında bir savaş vuku buldu; Fransızlar, köprüden zorla geçmeye muvaffak oldu ” (Runciman, 1987: 225). Haçlıları izleyen Türkler, Bizans’a tâbi Ortodoks yapılmış Türkler’dir.
13. Asrın ilk yarısı: Kenchréai ve Kenkhereia olarak da kaydedilen Miryokefalon’daki kale, büyük ve derin Menderes’in batı sahilindedir. Kale Medinetü’l-İndosyane, Uluborlu’ya 24 mil uzaklıktadır (Pahimeris, 2009: 92; Ramsay, 1960: 176, 240; el-İdrîsî, 2002: II, 809). “Kenkhreai adının Hellen dilinde anlamı yoktur. Kenkhros [Hellen dilinde darı] kelimesinden türemiş görüntüsü verecek biçimde Hellen ağzına uydurulmuştur. Kenkhreai, Troia yakınında bir kentçik. Tam yeri bilinmiyor. Byzantionlu Stephanos’a bakılırsa Homeros, destanını “yazmadan” önce, bu yere gelip, Troia’lılar ile Troia savaşı üzerine bilgi edinmiş” (B. Umar, 1993: 417, Türkiye’deki Tarihsel Adlar). Kenkhreai, Boğaz’ın batı kıyısındaki Miryokefalon kalesinin diğer adıdır. Truva, Çanakkale’de mi, yoksa Kemer Boğazı bölgesinde mi, Kenkhreai’nin yerine göre artık siz karar verebilirsiniz.
MS 550’ler: Ashâb-ı Kehf’in kalesi Efes’in, Gelendost-Efes [Apasa: Arzawa]; mağarasının Gelendost Yakaköy-Karain olduğu ve Isparta’daki diğer tarihî olaylar birlikte düşünüldüğünde, Isparta’nın tarihî değeri ancak o zaman anlaşılacaktır.
Osmanlı Arşiv belgeleri
1501: “1501 tarih ve 0994 Nu. TTD: Afşar kazasına tâbi Maziye karyesinde Frikos [Firigos] Boğazı’nda gemi hâsılından 500 [akçe]. Firigos [Firik] Boğazı, Kemer Boğazı olup, bu belge iki göl arasındaki ırmakta gemi çalıştığına işarettir.
1530: “Vakf-ı Köpri der Karye-i Yeñice. Daim haraba müteveccih oldukça meremmet etmek içün Derzi Yakup nâm kimesne 200 ve Şeyhî Fakih nâm kimesne 200 akçe vakf idüp rıbhından hâsıl olan köpri-yi mezbura sarf olunup ve karye-i mezbureye her kim sipahi olursa nazır ola diyu şart eylediler” (566 Nu. Evkaf Defteri, s. 80a). [bk. Vakıf belgesi resmi].
1568: "Afşar kazasında Yenice Derbendi vardır. Bu derbent Eğirdir Yörüklerine bağlı Celâli Karamanlısı 14 kişi tarafından tamir edilmektedir" (TT 51, s. 324b-326a) [Karaca, Behset (2017): “Osmanlı Devletinde Yörükler”, Research and Development on Social Sciences, s. 103, E-BWN – Bialystok-Polonya]. Bu defter s.24 [80b]’deki Yenicebeli ile Yenice Derbendi aynı geçittir ve Kıral Yolu [via regia: Tarikü’l-Cadde: Anayol], Yenicebeli’nden geçmektedir [bk. Uydu Har.].
Kemer Boğazı’ndaki köprünün zikredildiği tarihî metinlerin bir kısmını vermeye çalıştım. Umarım DSİ, bu tarihe ve köprüye layık bir projeyle köprü ve ırmak yatağına dair ciddî bir çalışma yapar. Osmanlı Arşiv belgeleri, çok eskiler ile günümüz arasında bağlar kurarak, tarihî metinlerin doğru yorumlanmasına yardım etmiştir.
Ramazan Topraklı, dikGAZETE.com
Köprüdeki Yunanca kitabe.
Kitabenin Türkçe anlamı.
Köprü için kurulan vakıf belgesi.
R.1: Son senelerdeki kuraklık yüzünden Eğirdir Gölü seviyesi 918 metrelerden 913 metrelere düşmüş ve 21 Eylül 2025 tarihinde Hoyran ve Eğirdir Gölleri tekrar ikiye ayrılmıştır. Sol taraf Hoyran Gölü, sağ taraf Eğirdir Gölü, karşı soldaki 968 rakımlı Kel Tepe, karşı dağ, tarihte Dindymon, Gallesion, Athos, Sigriane, Killene, Troas ve daha birçok adı kaydedilen 1889 rakımlı Çirişli Dağı, sol tarafta koni gibi olan tepe ise, 1186 ve 1304 rakımlı iki tepeli Yenicesivrisi’dir. Yâni resimde görüldüğü gibi “her yanı dik bayır olan Kelene Hisarı” (Arrianos, 1945: 66); “Efes’in [Apasa, Arzava] şimalindeki müstakil tepeye Roma devrinde Pion deniliyordu” (Ramsay, 1960: 117, bk. Har.3); “iki tepe kalesi anlamında Didymion deniliyordu” (Ramsay, 1960: 119) gibi muhtelif tasvir edilmiştir. Sarı renkli yer, göl seviyesinin 913.30 metreye düşmesiyle ortaya çıkan kara parçasıdır. Kel Tepe’deki Kel adının Kelene ile bir ilgisi var mı bilmiyorum. Zira geniş bir alana kurulu Kelene kenti, Kel Tepeyi kapsamaktadır.
Ünlü Kıral Yolu [via regia, Anayol, Tarikü’l-Cadde], Çirişli Dağı’nın güney eteğinden ve Marsyas suyunun üst kıyısındaki Yenice Derbendi’den geçer. Yenice Derbendi, tarihte Zygos, Tzybritze Kleisoura, Clisura Zybrize, Tzibrelitzemani, Taurokomos, Syria Geçidi [Suriye Geçidi], Tzybritzi Geçidi gibi birçok adlar almıştır. Ioannes Kinnamos bu geçidi, öyle bir tarif etmiştir ki, “değil ordular, seyyahlar bile zor geçer” der. Hâlbuki bu geçit, Uydu Haritasında da gördüğünüz gibi ünlü Kıral Yolu’dur.
