We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

TSK Komutanları için Suriye görevi ateşten gömlek!

17 3 42
24.09.2021

Türklerordu millet’ bilinir. “Her Türk doğuştan askerdir sözünü hatırlarsınız. Bugünlerde bu söz neredeyse unutuldu gibi bir şey. “Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik kasıtlı yıpratma operasyonları meyvesini verdi mi?” diye düşünmeden edemiyorum.

Türk toplumunda Peygamber Ocağı görülen bu kurumun, bir dönem başörtüsü düşmanlığı ile özdeşleştirilmesi ne acı bir durumdu? Şehit ve gazi annelerinin başörtülü şekilde askeri tesislere alınmaması daha kolektif bilinçaltında yerini koruyor. FETÖ’nün palazlanmasına izin verenler, müsamaha gösterenler her kimse, bu yasakları da onlar uyguladılar.

1960 ve 1980 askeri darbeleri, “Türk ordusunun cumhuriyet rejimini fabrika ayarlarına geri döndürme operasyonları” gibi yorumlansa da halkın nezdinde meşruiyetlerini hiçbir zaman bulmadılar. Aynı şekilde 28 Şubat post modern darbe süreci yaşatıldı.

28 Şubat”ın apoletli muktedirleri, sözde mücadele edilen irticayı, muhafazakâr demokrat formatında en güçlü şekilde iktidara getirdikleri gibi, etinden - sütünden kılından - tüyünden -postundan ama her şeyinden faydalanmayı da ihmal etmediler. İçlerinden kimleri “sözde değil özde Atatürkçü olmak gerekir diye aşağıladıkları politik oligarşinin bir parçası olmakta sakınca görmedi.

Ancak Türk Devleti, şeytanın dahi akıl erdiremediği bir husus var ki, taşların yerinden oynadığını göstermesi açısından ilginç. Bu satırları iyi okuyun iyi düşünün.

Genelkurmay Personel Başkanlığı, 28 Şubat davasında hüküm giyen 13 emekli generalin rütbelerinin sökülmesine ilişkin idari işlemin yapıldığını mahkemeye bildirdi.

Davanın görüldüğü Ankara 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi, haklarında verilen müebbet hapis cezası kesinleşen 14 emekli askerin rütbelerinin sökülmesi için Genelkurmay Başkanlığı'na yazı göndermişti. Genelkurmay Başkanlığı da mahkemenin kararı doğrultusunda gerekli çalışmanın yapılması için emekli generallerin bağlı bulunduğu kuvvet komutanlıklarına talimat verdi.

Geldiğimiz nokta ortada.

“Her Devrim Kendi Çocuklarını Yer”

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin güçlü bir geleneği var. Dile kolay en az 2000 yıllık bir geçmişten, beş kıta yedi iklimde savaşmış bir ordudan söz ediyoruz. O nedenle Harbiye Marşı’nda Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız, Tufanları gösteren, tarihlerin yâdıyız…” sözleri yer alır.

Buna rağmen, ne zorlu badireler atlattığı da tarihen sabit. Demokrat Parti’yi iktidardan uzaklaştıran ve hükümetin başbakanı ile iki bakanını darağacında sallandıran 1960 darbesiHer Devrim Kendi Çocuklarını Yer sözünü doğrularcasına 1960'ın sonunda, MBK'nin "ılımlı" kanadı, "radikal" kanadı tasfiye etti.

Albay Ahmet Talat Aydemir; 20 Mayıs 1963'te, Anayasa'da öngörülen reformların gerçekleştirilmediği gerekçesiyle, Kara Harp Okulu'nun katılmasıyla ikinci darbe girişiminde bulundu. Bu girişim de İsmet İnönü'nün direnişiyle bastırıldı.

Aydemir, birçok subay, Kara Harp Okulu öğrencileri ve Ondörtler'den bazılarıyla birlikte yargılandı.

Yapılan yargılamadan sonra, 5 Eylül 1963'te Süvari Binbaşı Fethi Gürcan ile birlikte "Anayasayı Tadil ve Tağyire teşebbüs" suçundan idama mahkûm edildi. 5 Temmuz 1964'te Ankara Merkez Cezaevi'nde asılarak idam edildi.

Tam sular duruldu derken 12 Mart Muhtırası seçilmiş bir hükümeti devirdi. Devrin Başbakanı Süleyman Demirel, Namık Kemal'in “Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selamette / Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten” tavsiyesine uyarak, şapkasını aldı gitti.

12 Mart 1971 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri askeri bir müdahalede bulundu.

-5. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, 12 Mart muhtıracılarının arasında-

Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri komutanı Faruk Gürler, Deniz Kuvvetleri komutanı Celal Eyiceoğlu ve Hava Kuvvetleri komutanı Muhsin Batur'un imzasıyla dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a bir muhtıra vererek, 32. Türkiye Hükûmeti, istifaya zorlandı.

Arkasından 12 Eylül 1980 darbesi vizyona girdi…

1980 öncesi TBMM, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ten görev süresinin dolması ile boşalan makama yeni bir isim seçemedi.

Sağ-sol çatışması, ülkenin içine düşürüldüğü kaotik ortamı bahane eden dönemin TSK komuta kademesi, “anarşiyi önleme, akan kanı dindirme, irticayı engelleme, Milli Birliği ve ülkenin bölünmez bütünlüğünü sağlama…”........

© Dikgazete.com


Get it on Google Play