Suriye ve Ukrayna, Zelenskiy ile Ahmet el-Şara ne alâka?
Ömür Çelikdönmez yazdı;
Suriye ve Ukrayna, Zelenskiy ile Ahmet el-Şara ne alâka?
Eylül 2025’te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu görüşmeleri sırasında New York’ta Ahmed el-Şara ile Volodimir Zelenskiy arasında gerçekleşen temas, iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin yeniden tesisine yönelik ortak bir bildirinin imzalanmasıyla yeni bir sürecin kapısını aralamıştı.
Bu sürecin devamında Zelenskiy önce İstanbul’a geldi, ardından Türkiye tarafından tahsis edilen özel uçakla Şam’a geçti. Şam’daki görüşmeye Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılması, bu temasın sıradan bir ikili görüşme değil, Ankara’nın merkezinde yer aldığı çok katmanlı bir diplomatik girişim olduğunu açıkça ortaya koydu.
Ukrayna, Suriye ve Türkiye üçgeninde güç dengesi…
Zelenskiy’nin bu ziyareti, Ukrayna’daki savaş ile Orta Doğu’daki jeopolitik dönüşümün giderek iç içe geçtiğini ortaya koyan dikkat çekici bir hamle. Ukrayna, sahada edindiği askeri ve teknolojik tecrübeyi diplomatik bir araca dönüştürerek, yeni etki alanları açmanın peşinde.
Bu noktada Türkiye ile kurulan yakın temas, Ukrayna açısından, geçici bir taktikten çok, uzun vadeli bir stratejik yönelim. O nedenle Ankara’nın savaş boyunca hem Kiev hem de Rusya ile temasını sürdürmesi ve arabulucu rolünü koruması, bu süreci daha da anlamlı kılıyor.
Görüşmenin bir diğer boyutu ise güvenlik ve bölgesel denge arayışı. Orta Doğu’daki çatışma alanları giderek küresel güç rekabetinin merkezine yerleşirken, Ukrayna kriziyle bu coğrafya arasındaki bağlar da gün geçtikçe daha görünürleşiyor. Çünkü krizler birbirinden kopuk değil; aynı büyük stratejik denklemin birbirini etkileyen ve tetikleyen parçaları.
Suriye açısından bakıldığında ortaya çıkan tablo, dış politikada temkinli ama belirgin bir yön değişimini gösteriyor. Şam yönetimi, yalnızca mevcut müttefikleriyle sınırlı kalmayan, daha geniş ve çeşitlendirilmiş bir diplomatik hat kurma arayışını gizlemiyor. Ukrayna ve Türkiye heyetlerini aynı anda ağırlaması, bu yeni denge arayışının somut bir yansıması.
Şam'da ortaya çıkan üçlü formatın Türkiye’nin bölgesel denklemdeki merkezi rolünü daha da güçlendirdiği kesin. Aynı zamanda Ukrayna’nın küresel diplomasi hamlesi ile Suriye’nin yeni açılım arayışı, Şam’da kesişen ortak bir stratejik zemin oluşturuyor.
Üçlü masa, tek merkez…
Türkiye’nin Dışişleri Bakanı’nın Şam’da Ahmed el-Şara ile Volodimir Zelenskiy görüşmesine katılması, bu temasın sıradan bir diplomatik buluşma olmaktan öteye taşıdığı bir gerçek. Bu gerçek nedir? Ankara’nın sürece dışarıdan bakan bir aktör değil; doğrudan yön veren bir merkez olduğudur.
Bu işler öyle saldım çayıra mevlam kayıra modunda yürümez. Nitekim Dışişleri Bakanı Dr. Hakan Fidan, 31 Mart 2026’da Ukrayna Milli Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov ile Ankara’da görüşmüştü. Kaynaklara göre, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in Suriye ziyaretinin ana başlıkları bu görüşmede belirlendi.
Bu durum Türkiye’nin, bölgesel ve küresel ölçekte, arabulucu ve kolaylaştırıcı rolünü deyim yerindeyse dost düşman kim varsa gözünün içine sokuyor. Neden mi? Çünkü Ukrayna ile Suriye gibi doğrudan temas zemini sınırlı iki aktörün aynı masa etrafında buluşabilmesi, büyük ölçüde Ankara’nın açtığı diplomatik kanallar sayesinde mümkün oluyor da ondan. Türkiye hem Karadeniz hattında Ukrayna ile hem de sahadaki gerçeklik üzerinden Suriye ile temas kurabilen nadir ülkelerden.
Öte yandan; Şam’daki üçlü zirve, Türkiye’nin bölgesel ölçekte bir lojistik ve diplomatik merkez hâline geldiğini gösterdiği gibi Zelenskiy’nin İstanbul üzerinden Şam’a geçmesi ve Türk tarafının sürece eşlik etmesi, Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e uzanan hattın Ankara üzerinden şekillendiğinin işareti.
Daha derin ve çoklu bir perspektif, Türkiye’nin........
