We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ömür Çelikdönmez MİT, İran ve İsrail Gizli Servis yöneticilerini İstanbul’da buluşturdu!

39 37 14
02.07.2022

Bu okuduklarınız sadece Tel Aviv ve Tahran’da değil tüm dünyada bomba etkisine yol açabilecek değerde olduğu gibi ezber bozacak kadar önemlidir. Bilgi kaynağım; istihbarat raporlarının servis edildiği İsrail medyasıdır. Bu nedenle İranlı yetkililer, bu tür haberleri yalanlamayı sürdürebilir ve hep yaptıkları gibi, Siyonist İsrail rejiminin propagandası olarak nitelendirebilir.

Ancak bu tür yalanlama daha önce de İran’ın dini lideri Ayetullah Humeyni’nin sağlığında “İrangateskandalında da yaşanmıştı. Biraz İran Devrim tarihi çalışalım…

Irak ve İran savaşının sürdüğü yıllarda 1986'da patlak veren ‘Irangate’ skandalı, dünya kamuoyun' da büyük bir şaşkınlık yaratmıştı. ABD yönetiminin İran’a, İsrail aracılığı ile gizlice silah satması ve sattığı silahların parası ile Nikaragua’daki contralara yani komünist rejime karşı faaliyet gösteren gerillalara destek sağladığı ortaya çıkmıştı.

O dönemde İran dini lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni hayattaydı ve ‘büyük şeytan’ olarak nitelediği Amerika ile görüşülmesine onay vermişti. Daha da ilginci Siyonist rejim olarak nitelendirilen İsrail’in arabulucu olmasıydı. İran-Irak savaşı sırasında ‘İrangate skandalı’ patlak verdiğinden bu güne, zaman zaman adı geçen iki ülkenin gizli dayanışma içinde olduğu ortaya çıktı. İran sempatizanlarına garip görünse de bu iki düşman ülke daha önce Irak ve Afganistan krizlerinde de işbirliğinde bulunmuşlardı.

Bu iki rakip ülkenin istihbarat örgütlerini bir araya getiren Türk tarafının ise her iki muhatap taraf açıklama yapmadıkça suskunluğunu devam ettireceği aşikârdır.

Öncelikle; “Türkiye, neden; Milli İstihbarat Teşkilatı’nın koordinatörlüğünde İran ve İsrail gizli servis yöneticilerini İstanbul’da buluşturdu?” sorusuna cevap aramak gerekiyor.

MİT bu gücü nereden buluyor?

İran ve İsrail gibi iki düşman ülke, nasıl oluyor da kapalı kapılar ardında görüşmek ihtiyacı duyuyor?

Son yıllarda MİT mensupları Suriye, Sudan, Somali Etiyopya, Kosova, Bosna Hersek, Irak, Libya, Dağlık Karabağ, Azerbaycan, Afganistan, Latin Amerika, Kazakistan ve Ukrayna'da önemli roller üstlenerek bu ülkelerin bazılarında Türk Ordusunun operasyonlarına zemin hazırladı. Eskilerin deyimiyle yedi iklim beş kıtada faaliyetlerini aksatmadan başarı ile gerçekleştiren Milli İstihbarat Teşkilatı ve diğer unsurlar, Cihanşümul Kadim Türk Devleti’nin ağırlığını küresel ölçekte hissettirmektedir.

Nitekim Türk askeri diplomasisi, Türk Dışişleri Bakanlığı kanalları haricinde Türk İstihbarat teşkilatı, son zamanlarda kendi gerekçeleriyle bölge ülkeleriyle olan sorunlarını çözmeye çalışıyor. MİT, bir kez daha Mısır, Suudi Arabistan, BAE, İran ve İsrail ile ilişkileri onarmak için hassas ve gizli görüşmelere öncülük etmede aracı olarak ortaya çıktı ve istihbarat diplomasisi ile Türk devletinde artık yadsınamaz yeni ve önemli rolünü gösterdi. Hiç şüphesiz bu misyon ve vizyonun mimarı MİT Başkanı Dr. Hakan Fidan.

-IDF Genelkurmay Başkanı Aviv Kohavi’nin, Savunma Bakanı Benny Gantz ve Shin Bet başkanı Ronen Bar' ile 24 Nisan 2022 tarihli güvenlik toplantısında çekilmiş resmi-

ABD dahil Batılı güçler, nükleer programı konusunda İran’la müzakere masasına oturmayı ve yeni bir anlaşma imzalamayı umuyor. Avrupa Birliği'nin İran ile uzlaşma zemini arayışı İsrail'de ulusal güvenlik tehditi konseptinde algılanınca, ülkenin milli güvenlik kurulu, İran’la bir gizli anlaşmanın, çıkarları açısından nasıl sonuç vereceğini tartışıyor. Ancak bu tartışmaya rağmen İsrail'in güvenlik kurulunda tam net bir karar verilmiş değil.

İran’la bir anlaşmanın İsrail için iyi olup olmayacağı konusunda anlaşmazlık yaşıyor. Macar anne ve Romanyalı bir babanın çocuğu olan İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ile birlikte Askeri İstihbarat AMAN Başkanı Aharon Haliva, Tahran ile saldırmazlık muahedesi istiyor.

Her ikisi de İran’a yönelik büyük çaplı yıpratıcı hava operasyonunun farklı sonuçlar doğurabileceğini düşünüyor. IDF Genelkurmay Başkanı Aviv Kohavi'nin bir anlaşmaya karşı çıktığı, Savunma Bakanı Benny Gantz'ın ise konjonktürel bir anlaşmadan yana olduğu söyleniyor. Genelkurmay Başkanı Korgeneral Aviv Kohavi ise jeopolitik romantizmin ülkede telafisi mümkün olmayan güvenlik açığı ortaya çıkaracağı kanaatinde.

Bu nedenle reel politik strateji izlenilmesi gerektiğini, Tahran'a karşı müsamaha gösterilmemesini söylüyor.

Benny Gantz da beklenen nükleer müzakerelerin yeniden başlamasıyla, pozisyonlarını netleştirmek ve gerçekten bir anlaşma olacaksa anlaşmanın tasarımını etkilemek için ABD ve diğer ülkelerle birlikte çalışmaya devam edilmesi gerekeceğini ifade etse de, öz güçle ülkeyi savunmak ve savunma gücünü inşa ederek İran’ın nükleer silaha sahip olma ihtimaline karşı, bölgedeki İran saldırganlığına karşı harekete geçme yeteneklerine bir atılım getirmesine hazırlıklı olacaklarını, sözlerine ekliyor.

Bununla birlikte İsrail'in resmi tutumunun kötü bir nükleer anlaşmaya karşı olduğu, ancak genel olarak bir anlaşmaya karşı olmadığı yönünde olduğunu belirtiyor.

Haliva ve diğer birkaç üst düzey yetkilinin, kötü bir anlaşmanın hiç anlaşma olmamasından daha iyi olduğuna inandıklarını, çünkü bunun İsrail'in İran'a karşı kapsamlı askeri müdahalelere hazırlanmasına imkân tanıyacağını ifade ettikleri toplantılarda çıkan sonuç, yazının başlığında yer alıyor.

Ancak MOSSAD Direktörü David Barnea, askeri istihbarat AMAN Başkanı Aharon Haliva kadar iyimserliğe kapılmıyor. Genelkurmay Başkanı Korgeneral Aviv Kohavi ile bu konuda aynı çizgideler. Her iki isme göre; “2015 Ortak Kapsamlı Eylem Planı”na (JCPOA) benzer bir anlaşma olmamalı. JCPOA'nın tehlikeli olduğuna ve İsrail Ordusunu gerekirse, nükleer programını durdurmak için İran'a saldırmak için yeni operasyonel planlar hazırlamak gerektiğine inanıyorlar. Kohavi'nin İran konusundaki tutumunun, Viyana'da müzakere edilen anlaşmanın sadece İsrail için değil tüm dünya için felaket olduğuna inanan Mossad Direktörü David Barnea'nınkine daha yakın olduğu söyleniyor.

MOSSAD; askeri istihbarat başkanı Haliva'nın taktiğinin yakın gelecekte zaman kazanabileceğini, ancak uzun vadede kaybedeceğini öngörüyor. İran ile yapılacak bir anlaşma, İsrail için İran'ın nükleer programını ilerletemeyeceği iki buçuk yıllık bir sessizliği “en fazla” satın alabilir. Türkçesi; İsrail'e toparlanması ve güç kazanması için az bir süre kazandırabilir.

Mossad, 2025 yılına kadar Tahran'ın planlarını daha da hızlandıracağına ve herhangi bir gözetim olmaksızın uranyumu istediği seviyeye kadar zenginleştireceğine inanıyor.

MOSSAD bu nedenle İran’ın sadece "dokunaçlarını" değil İran'daki........

© Dikgazete.com


Get it on Google Play