NATO’da çatlak büyük! Danimarka, ABD'yi potansiyel güvenlik tehdidi görüyor! |
ABD hükümetinin yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinin yayımlanmasının ardından, Avrupa’da ABD’ye yönelik temkinli ve ölçülü bir yaklaşım öne çıkıyor. Bunun jeopolitik sebeblerini adı geçen belgede görmek mümkün. Belgede, Avrupa’nın “medeniyetin çöküşü” riskiyle karşı karşıya olduğu savunulurken, Washington yönetiminin bu gidişatı tersine çevirmek amacıyla Avrupa’daki siyasi müttefiklerini destekleyeceği vurgulanıyor.
Ancak bu yaklaşım, Atlantik’in iki yakasında da tartışmaları beraberinde getirmiş durumda. Bu ifadeler kim ne derse ABD’nin Avrupa’nın iç siyasal dengelerine ve demokratik süreçlerine dolaylı bir müdahale anlamı taşıyabilir. O nedenle Avrupa başkentlerinde stratejik ortaklık ile iç işlerine müdahale arasındaki sınırın giderek bulanıklaştığı görüşü egemen.
Danimarka, uzun yıllar sonra kendisini ciddi bir jeopolitik baskı hattında buldu. Nasıl bulmasın? Rusya’nın Ukrayna’yı tam ölçekli işgali sonrası Avrupa genelinde artan savunma harcamalarına Kopenhag da hızla dâhil oldu. Ancak tabloyu karmaşıklaştıran yalnızca Moskova değil. İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılması, Baltık ülkeleri üzerindeki Rus baskısı ve Donald Trump’ın yeniden başkan seçilmesinin ardından Grönland’a yönelik söylemleri, Danimarka’yı eş zamanlı risklerle yüzleşmeye zorladı.
ABD hükümetinin yayımladığı yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesine ek olarak, Danimarka Savunma İstihbarat Servisi (DDIS) tarafından hazırlanan rapor da bu konuya önemli ölçüde ışık tutmaktadır.
DDIS, Danimarka’nın dış istihbarat servisi olmasının yanı sıra askeri istihbarat görevini de yürüten kuruluştur. Bu çift işlevli ve özgün kurumsal yapısı nedeniyle, söz konusu servis tarafından hazırlanan rapor, stratejik açıdan özel bir önem taşımaktadır.
Danirmarka istihbarat servisinin raporu; ABD ile ilgili uyarısının yanı sıra, büyük ölçüde Rusya ve Çin'in oluşturduğu stratejik tehditlere, Çin'in yükselişinin yol açtığı istikrarsızlığa ve bunun sonucunda ortaya çıkan küresel güç dengesindeki değişime odaklanıyor.
Raporda, "Rusya'dan NATO'ya yönelik askeri tehdidin artacağı" belirtiliyor; bu durum, Danimarkalılar için daha da endişe verici çünkü "Amerika Birleşik Devletleri'nin Avrupa'nın güvenliğinin garantörü olarak rolü konusunda belirsizlik var."
-Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen
AB dönem başkanlığını devralan Danimarka için öncelik artık net: Avrupa’nın savunma kapasitesini güçlendirmek. Başbakan Mette Frederiksen’in ifadesiyle, “güvenlik tartışmasız birincil mesele.” Kopenhag, yeni NATO hedeflerine uyum için Avrupa’nın yeniden silahlanması gerektiğini savunuyor.
Rusya tehdidini en yakından hisseden ülkelerden biri olan Danimarka, Ukrayna’ya en fazla destek veren Avrupa devletleri arasında yer alıyor. Savunma harcamaları 2019’dan bu yana GSYİH’nın yüzde 3’ünün üzerine çıktı. Bu, Danimarka’nın Soğuk Savaş sonrası benimsediği düşük riskli güvenlik yaklaşımından stratejik bir kopuş anlamına geliyor.
ABD ile geleneksel yakınlığını uzun süre koruyan Kopenhag, Trump döneminde........