Küresel dönüşüm çağında Türkiye ve Türk Dünyası!

Dünya; alışılmış dengelerin çözüldüğü, güç merkezlerinin yer değiştirdiği tarihî bir kırılma sürecinden geçiyor. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla kurulan ABD merkezli tek kutuplu düzen, fiilen geçerliliğini yitirdi. Öyle ki Samuel Huntington’ınMedeniyetler Çatışması” ve Francis Fukuyama’nınTarihin Sonu” tezleri, bugünün karmaşık gerçekliğini açıklamakta artık yetersiz kalıyor.

​Günümüzde belirsizlik, sert güç mücadeleleri ve kimlik temelli bloklaşmaların hâkim olduğu yeni bir dönem yaşanıyor. Artık küresel rekabet yalnızca ekonomik ya da askerî kapasite üzerinden okunmuyor; mesele aynı zamanda bir medeniyet, kimlik ve tarih bilinci mücadelesine dönüşmüş durumda.

Batı dünyası kendi içinde çözülürken, Atlantik sistemi ciddi bir eksen kaybı yaşıyor. ABD; artık Avrupa’yı mutlak biçimde yöneten bir merkez olmaktan ziyade, krizlere müdahale etmeye çalışan ve ittifakları bir arada tutmakta zorlanan bir güce evrildi. Bu durum, Avrupa’yı güvenlik ve strateji alanlarında daha kırılgan bir yapıya sürüklerken; NATO’dan enerji arzına kadar pek çok alanda yapısal gerilimler üretiyor. Küresel sistemdeki bu belirsizlik ortamı, bir yandan jeopolitik boşluklar doğuruyor, diğer yandan bölgesel güçlerin stratejik ağırlığını artırıyor.

​Tam bu noktada Türkiye, sıradan bir bölge aktörü olmadığını kanıtlayan hamlelerle öne çıkıyor. Peki, Türkiye bu direnci ve özgüveni nereden alıyor? Türkiye; köklü devlet geleneği, tarihsel sürekliliği ve güçlü millet bilinciyle kriz dönemlerinde ayakta kalabilmiş nadir güçlerden biridir. Üstelik bu yolda yalnız da değildir; arkasında her geçen gün daha fazla kenetlenen bir Türk Dünyası gerçeği vardır.

Türkiye’nin çevresi bugün fiilen bir ateş çemberidir. Türkiye ise ateşten gömlek giyen muharip güçtür. Güneyde Suriye ve Irak, doğuda İran ve Kafkasya, kuzeyde Karadeniz hattı, batıda Balkanlar… Bu coğrafya, tarih boyunca güçlü olanın söz sahibi olduğu bir sahadır.

Suriye meselesi yalnızca bir iç savaş değil; küresel güçlerin hesaplaştığı, bölgesel dengelerin yeniden kurulduğu ve modern jeopolitiğin en çetin kırılma noktalarından biridir. Ayrıca Türkiye’nin sınır güvenliği, demografik yapısı ve terörle mücadelesiyle doğrudan bağlantılıdır. Irak’ta merkezi otoritenin zayıflığı, terör........

© Dikgazete.com