We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

BioNTech’inizi alın başınıza çalın!.. Bir işe yaramadığını İngiltere tescilledi!

75 11 63
21.09.2021

Aşağıda, 20 Ağustos’da paylaştığım bir sosyal medya mesajını görüyorsunuz. Aşı hususunda mahalle baskısına dönüşen ısrarın, toplumsal tepkiyi tetikleyebileceğini ve kitlesel tepkiyi sokaklara taşıyabileceğini belirtmiştim.

Daha o zaman, “aşı karşıtları”nın miting yapmaları falan gündemde değildi.

Hemen sonrasında belki demokratik bir tepki formatına sokmak için belki de toplumda oluşan tepkiyi azaltmak için 11 Eylül’de İstanbul Maltepe'de miting düzenlendi.

Ağacı kesen baltanın sapı da aynı ağaçtan…

Türkiye’de müesses nizam, kimsenin aklına gelmeyen ihaleler veriyor. Örneğin Aşı ve PCR testi zorunluluğu ile mücadele, Yeniden Refah Partisi’nin uhdesinde.

Neden bir başka parti değil de Milli Görüş’ün efsane lideri merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın oğlu Fatih Erbakan'ın Genel Başkanı olduğu parti tercih edildi, sebebini hiç düşündünüz mü?

Çünkü bu partiye AK Parti tabanı ve seçmeni sıcak bakıyor. Dr. Fatih Erbakan şimdiye kadar iktidar partisine yönelik belden aşağı vurmadı ve partili Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında muhalefete prim veren açıklamalar yapmadılar.

Cumhur İttifakı yerine Millet İttifakı'nda yer alan Saadet Partisi'nin tırmanışını engellediler. SP, o gün bugündür yerinde sayıyor.

Yine İslamcı kesimde sözünün dinlendiği varsayılan, kanaat önderlerinden Abdurrahman Dilipak’ın “aşı karşıtı” konumlanması da, Türkiye’deki müesses nizamın tasarrufu.

Eğer bu karşı çıkış, sol veya etnik marjinal bir parti, dernek ya da sendika tarafından yapılmış olsaydı, iktidar kanadı hemen “Bölücüler!.. Komunistler!.. Teröristler!..” söylemine başvurabilirdi.

Oysa ağacı kesen baltanın sapı da aynı ağaçtan!.

Bu kadarı şimdilik yeter…

Arif olan anlar. Anlamayan için yapacak bir şey yok. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!

Türkiye’de aşı karşıtlığı her geçen gün artıyor!..

İstanbul Maltepe'de kaymakamlığın “salgınla mücadeleyi olumsuz etkiliyor” diye izin vermediği ancak İstanbul Valiliği'nin izin çıkardığı “aşı karşıtı miting” bir buçuk hafta önce yapıldı.

11 Eylül 2021’de Corona pandemisini küresel komplo olarak gören ve COVİD 19’la mücadele aşılarına karşı çıkan binlerce kişi, İstanbul Maltepe’de düzenlenen “Büyük Uyanış mitinginde buluştu. İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan eylemde, ilk konuşmayı platform sözcüsü olarak tanıtılan gazeteci Abdurrahman Dilipak yaptı.

Dilipak, “Bugün hayatı bir kambur gibi sırtımızda taşımaktansa ölümü yeğ tutarız. Bu zülmü tüm dünya insanları yaşadı ve yaşatmaya devam ediyorlar.

11 Mart tarihinden önceki zamana gidelim. Süreç 28 Şubat 2020 Bill Gates fonların açıkça fonladığı BBC haberiyle başladı.

Bilim insanları salgının kaynağını tespit etmek için zamanla yarışıyor. Büyükler için masallar uydurdular. Bütün dünyayı bu haberle kandırdılar.

İzole edilmeyen bir virüsün aşısı olmaz. O sıvı başka bir şey, Bill Gates’in fonladığı aşı başka bir şeyin parçasıdır.

Tüm yaşadıklarımıza ‘PLANdem’i diyoruz. PCR sadece bir oyun. ‘İnsan ve onun onuru var’ diyoruz, bu komployu hazırlayanlara. Biz aşıya karşı değiliz. Aşının dayatılmasına karşıyız. Beş yılda yapılan aşıyı altı ayda yaptınız.

Bir buçuk yılda 17 defa mutasyona uğradı. 7 defa varyant yaşandı. Bugün bize hangi ilacı veriyorsunuz?” dedi.

Mitingde söz alan tüm konuşmacılar, PCR ve maske zorunluluğunun da kalkmasını talep ettiler. Mitingin etkisine gelince, Türkiye’deaşı karşıtlığı” her geçen gün artıyor!

DSÖ imalatı pandemi ve sağlıkta “Koloni Valileri” dönemi!..

Etli ekmek kafalı bir baytar eskisinin ağzını doldura doldura pandemi cellatlığına soyunmasına tanıklık etmenin vicdanım, aklım ve gönlüm üzerindeki menfi tesirini ifade edebilecek kelimeleri bulmakta zorlanıyorum. Bunların, sağlık sektöründeki alicengiz oyunlarını bilenler biliyor.

Kimse kusura bakmasın, bunlar ve şürekası medikal çete. Bunlara sözde Halk Sağlığı adına alkış tutanlar, “Allah razı olsun!..” deme gafletinde bulunanların alayı da, cehennemde yanacakları ateşin odununu sırtlarında taşıyorlar, farkında değiller!

Gel de Ankaralı Namık'ı hatırlama, ne diyordu? "...yan cehennem yan, beş kamyon kömür ile geliyom.."

İngiltere eski Başbakanı Gordon Brown, “DSÖ Küresel Sağlık Finansmanı Büyükelçisi” olarak atandı…

- TC Kanunlarına tabi olmayan Dünya Sağlık Örgütü’nün İstanbul Coğrafi Ayrık Ofisi, casusluk merkezi mi?

Bu soruya kişisel cevabım, “Türkiye’nin yararına çalışmadığı” şeklinde olurdu. Çünkü bu formatta kurulan BM orijinli pek çok örgütün, küresel odakların casusluk faaliyetlerine paravan teşkil ettiği biliniyor.

Nitekim DSÖ’nün Ankara’da bir ülke ofisi, Gaziantep’te ise saha ofisi mevcut.

İstanbul’da açılmasına rağmen, TC Kanunları kapsamı dışında bırakılan “İnsani ve Sağlık Acil Durumlarına Hazırlıklılık Teknik Uzmanlık Ofisi”nin Ev Sahibi Ülke Anlaşması, 2 Mayıs 2017 tarihinde imzalandı.

Dönemin Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ ile DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Zsuzsanna Jakab'ın imzaladığı "İnsani ve Sağlık Acil Durumlarına Hazırlıklılık ve Yanıt Dünya Sağlık Örgütü İstanbul Ofisi" anlaşması, Türkiye’nin egemenlik haklarını hiçe sayan içeriğe sahip.

Bu bir iddia veya söylenti değil.

2 Mayıs 2017 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Avrupa Bölge Ofisi Vasıtasıyla Dünya Sağlık Örgütü Arasında İnsani ve Sağlık Acil Durumlarına Hazırlıklılık DSÖ Coğrafi Ayrık Ofisinin İstanbul Türkiye’de Kurulmasına İlişkin Ev Sahibi Ülke Anlaşması”nın beşinci maddesinde, İstanbul Ofisi Mahallinin Dokunulmazlığı ile ilgili yer alan hükümler, Türkiye’nin kendi sınırları dahilinde egemenlik haklarından küresel Kraliyetçilerin daha rahat çalışabilmeleri adına menzil menzil pardon parsel parsel nasıl vazgeçtiği belgeleniyor.

Anlaşma ile Ofis mahalli, Türkiye tarafından tedarik ediliyor, bu kapsamda bilgisayar, haberleşme, mobilya gibi donanımının sağlanması ve işletilmesi, ayrıca çalışan personelin ücretleri ve diğer masrafları ülkemiz tarafından üstleniliyor.

Dönemin Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ ile DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Zsuzsanna Jakab'ın imza koyduğu "İnsani ve Sağlık Acil Durumlarına Hazırlıklılık ve Yanıt Dünya Sağlık Örgütü İstanbul Ofisi" anlaşmasında mide bulandıran ve kafa karıştıran bir başka husus var.

"Madde 5'e göre

1. Hükümet, DSÖ kontrol ve hakimiyetinde olacak İstanbul Ofisi Mahallinin dokunulmazlığını kabul eder.

2. İdari adli, askeri veya polis olmak üzere hiçbir Hükümet memuru veya Türkiye içinde kamu yetkisi kullanan diğer şahıs DSÖ Avrupa........

© Dikgazete.com


Get it on Google Play