Türkiye’nin Pasifik Politikası: Malezya ve Endonezya müttefikten de öte

Malezya Başbakanı Enver İbrahim’in ziyareti; ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri operasyonunun ardından geldi. Türkiye ile ilişkileri derinleştirme hamlesi, ABD’nin gümrük vergileri ve artan askeri müdahaleleri nedeniyle oluşan belirsizlik ortamında, gelişmekte olan ülkelerin benzer düşüncelere sahip ortaklarla iş birliğini acil bir ihtiyaç olarak görmeye başladığını gösteriyor.

Başbakan Enver, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı küresel adaletsizlikler ve Filistin gibi krizlerde “ahlaki ve vicdani liderlik” sergileyen güvenilir bir ortak olarak tanımladı. Analistlere göre bu söylem, dolaylı olarak ABD’nin öngörülemez politikalarına yönelik bir eleştiriydi.

Trump döneminde uygulanan gümrük vergileri, Küresel Güney ve BRICS ülkelerini ABD’ye bağımlılığı azaltacak yeni bölgesel ve ekonomik bloklar aramaya itti. Güneydoğu Asya ülkeleri bu kapsamda Çin, AB, Hindistan, Japonya ve Güney Kore ile yeni anlaşmalar yaptı. Ancak ABD’nin özellikle yarı iletkenler gibi yüksek teknoloji alanlarındaki hakimiyeti nedeniyle, Malezya gibi ülkelerin ABD’ye olan ekonomik bağımlılığını kısa vadede azaltması zor görünüyor.

Malezya ve Türkiye, savunma, enerji ve çevre gibi alanlarda işbirliğini geliştirmek ve küresel konularda ortak tutum almak amacıyla Yüksek Düzey Stratejik İşbirliği Konseyi kurma kararı aldı.

21. yüzyılın jeopolitiği artık Atlantik’te değil, Pasifik’de şekilleniyor. Küresel ekonomi, tedarik zincirleri, teknoloji rekabeti ve büyük güç mücadelesi Asya-Pasifik eksenine kayarken, Türkiye’nin dış politikasında bu dönüşüme ayak uydurması bir tercih değil; zorunluluk haline geliyor. Bu noktada Malezya ve Endonezya, Türkiye’nin “Yeniden Asya” vizyonunun Güneydoğu Asya’daki en stratejik iki ayağını oluşturuyor.

Bu iki ülke yalnızca ASEAN’ın çekirdek aktörleri değil; aynı zamanda Müslüman kimliğiyle öne çıkan, çok kutuplu dünya düzenine açık ve Çin–ABD rekabetinde denge siyaseti izleyen devletler. Türkiye açısından bakıldığında bu tablo hem jeopolitik hem de ideolojik olarak güçlü bir anlatıma işaret ediyor. Malezya, ASEAN'ın büyük pazarına açılan bir kapı görevi görürken; Türkiye de Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'ya erişim sağlamaktadır

Türkiye’nin Asya’daki temel hedefi; Batı merkezli dış politika eksenini dengelemek ve çok kutuplu dünyada kendine yeni manevra alanları açmaktır. Malezya ve Endonezya bu bağlamda yalnızca “uzak pazarlar” değil; savunma sanayi, helal ekonomi, teknoloji ve diplomasi alanlarında doğal ortaklardır.

Malezya ile ilişkiler bu potansiyelin en somut örneklerinden biridir. Dengeci ve bağımsız dış politikasıyla bilinen Kuala Lumpur yönetimi, Batı-dışı iş birliklerine açık bir profil sergiliyor. Filistin meselesinden İslam........

© Dikgazete.com