Melhame-i Kübra’nın eşiğinde devlet aklı ve büyük strateji |
Mehmet Yıldırım yazdı;
Melhame-i Kübra’nın eşiğinde devlet aklı ve büyük strateji
Dünya tarihinin en tuhaf, en sessiz ama en derin sancılarının çekildiği bir eşikteyiz. Tarafların oturduğu masada koltukların sıcaklığı soğumadan füzeler şehre/ Tahran'a fırlatıldı. Tahran, coğrafyanın kadim Türk şehridir. Türk şehri olması bir tarafa emperyalizm saldırıyor.
Küresel Şer Şebekesi son on günlük süreyi geriden saymaya başlasa da ordular yürüyecek. Sadece mevkii tanzim etmekle meşguller.
İnce film tabakası arasında flu görseller paylaşılsa da katil çoktan öldü. Dünya mahkemesinden kurtulmuş olabilir. Ama Hutame bekliyor.
Katilin çekilmesi ile Şer Şebekesi dağılmayacak! Elbette yerini doldururlar.
Mücadele devam ediyor. Sahne çoktan kuruldu: Küresel Sistem, büyük altüst oluşun adını koymaktan kaçınıyor.
Resulullah’ın (SAV) asırlar evvelinden bıraktığı haberlerden... İnsanlığın kaderinin yeniden yazılacağı o büyük hesaplaşma, yani Melhame-i Kübra, artık sadece bir “beklenti” değil, jeopolitik bir gerçeklik olarak kapımızda.
“Ey iman edenler! O düşmanlara karşı gücünüz yettiği kadar (her türlü) kuvvetten ve bağlı (besili) atlardan (harp araçlarından) hazırlayın ki onunla Allah’ın düşmanı, sizin düşmanınız ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah’ın bildiği diğer (düşman) kimseleri korkutasınız. Allah yolunda sarf ettiğiniz her şey(in karşılığı) size eksiksiz ödenir, asla haksızlığa uğratılmazsınız.” Enfal Suresi 60
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son dönemdeki konuşmalarını, bu metafizik ve stratejik arka planla birlikte okuduğumuzda; Türkiye’nin neden “oyun kurucu” bir “devlet aklı” ile hareket ettiğini daha net görüyoruz. Fidan’ın sıklıkla vurguladığı “bağımsız irade” ve “stratejik öngörü” kavramları; yaklaşan fırtına öncesinde bir ulusun hayatta kalma refleksinden öte, yeni bir dünyanın inşasına talip olma iradesidir.
Satranç tahtasındaki sessiz ve derin........